<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmiarastirma.NET RSS</title>
<description>ilmiarastirma.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmiarastirma.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmiarastirma</category>

		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Şeytanın Oyalaması: Boş Vakit      ]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/seytanin_oyalamasi__bos_vakit_______tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Boş vakit geçirmeyi güzel görmek, şeytanın insanlara verdiği bir telkindir. Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda bazı insanlar için boş vakit geçirmek ya da yaygın olarak kullanılan ifadeyle “zaman öldürmek” normal karşılanır. Fakat müminler, 

Yüce Allah’ın kendilerine lütfettiği zamanın her anını Allah’a yakınlıklarını› artırarak, daha derin düşünerek ve İslam yolunda fikri bir mücadele yürüterek geçirirler.

Samimi olarak Allah’a inanan bir kişi, şeytanın dünya hayatında insanlara süslü gösterdiği boş uğraşlardan kendini tamamen uzak tutmalıdır. İnsan ancak bu şekilde berrak bir zihinle gereği gibi derin düşünebilir. Kuran'da müminlerin boş işlerden yüz çevirdikleri şöyle bildirilmiştir:

<b>"Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir." </b>(Müminun Suresi, 3)    

Bu ayette de işaret edildiği üzere dünyada verilen zaman insanlar için çok değerlidir. İnsan yaşadığı her an Allah'ın  rızasının en çoğunu aramalıdır. Şöyle bir düşünün, ya bir insan vaktini boş ve kendisine fayda sağlamayacak konularla geçiriyorsa ve düşündüğü birçok şey o kişinin ahireti için faydalı ve yararlı değilse? Mümin her an böyle bir ihtimalin şuurunda olup, şeytanın ona hoş ve kolay gösterdiği “boş ve gereksiz” düşüncelerden ve davranışlardan tamamen uzaklaşmalıdır. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde bu konuda şöyle buyurmuştur:]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23824]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Kararlı Dua Kaderin Anahtarıdır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kararli_dua_kaderin_anahtaridir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Hayatın içerisinde hemen hemen her gün yüzyüze geldiğiniz; çok iyi bildiğinizi ve çok iyi kavradığınızı düşündüğünüz bazı konular vardır. Hatta çoğu zaman o konuyu, daha iyi kavrayabilmenin mümkün olmadığını sanırsınız. Ama bazen öyle bir söz duyarsınız, öyle farklı bir anlatıma şahit olursunuz ki, o çok iyi bildiğinizi sandığınız konuda daha önce hiç düşünmediğiniz yepyeni bir kapı, yepyeni bir ufuk açılır. 

Bir anda tüm bakış açınız kökten değişir. O konuya karşı olan tüm ülfetiniz kırılır. O çok iyi bildiğiniz konuyu sanki hayatınızda ilk kez duyuyormuş gibi yeni bir kavrayış şekli elde edersiniz. 

İşte insanın, hayatının çeşitli aşamalarında sürekli olarak yeni ve daha derin bir kavrayış kazanacağı konulardan biri de ‘dua’dır. İman eden her insan, Allah’ın tüm dualara icabet edeceğini bilir ve bu gerçeğe tüm benliğiyle gönülden iman eder. Ancak kişinin Allah’a olan yakınlığı, iman derinliği, kaderi kavrayışı arttıkça, dua konusundaki bakış açısı da sürekli olarak daha derinleşir ve mükemmelleşir. Kuran ayetlerini çok iyi bilmesine rağmen, aynı ayetleri tekrar okuduğunda, Allah’ın o ayetler ile kalbine yerleştirdiği mana gücü de sürekli olarak artar. Ve imanda kararlı olan her insan için bu durum hayatının sonuna kadar tekrarlanır.

<b>Allah tüm dualara icabet edendir</b>

Dua konusunda insanın duyduğunda bir kez daha kalbinin açılmasına vesile olacak bilgilerden biri de, <b>‘duanın kaderin anahtarı olduğu’</b>dur. Bu, Allah’ın adetullahının bir parçasıdır. Müslümanlar aşkla, şevkle Allah’tan istediklerinde, Allah’ın izniyle bu dua gerçek olur. 

Bu, dünyada pek çok insanın bilmediği bir sistem ve Allah’ın gizli bir sırrıdır. <b>Dua edildiğinde Allah’ın kaderi hareket etmeye başlar. Özellikle de toplu duanın özel bir gücü vardır; Müslümanlar topluca ve ısrarlı şekilde bir istekte bulunduklarında ve bu yönde sebebe sarıldıklarında, insanların olmayacak zannettikleri şey dahi Allah’ın izniyle olur. Allah dünyayı bu adetullah ile yaratmıştır. </b>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23823]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Müminleri Daima İyi Olana Teşvik Etmenin Yolları]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/muminleri_daima_iyi_olana_tesvik_etmenin_yollari_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><li>Müminleri şevklendirmenin yolları nelerdir?

<li>Müminler birbirlerini hayra davet ederken hangi önemli konulara dikkat etmelidirler?</b>

İman eden bir insan sadece çevresine değil, içinde yaşadığı topluma ve diğer tüm toplumlara karşı kendisini sorumluluk altında görür. Bu sorumluluk, tüm insanların İslam ahlakından haberdar olarak yaşamasına vesile olmaktır. İnsanlar istedikleri yaşam şeklini benimsemekte özgürdür. Ancak çoğu kişi dinsizliği, Allah'ı ve İslam ahlakını tanımadığı için tercih etmiş olabilir. Birçoğu, din ahlakını bilmediği için hatalar yapıyor veya sorunlarının içinden çıkamıyor olabilir. Kuran'da Rabbimiz’in insanlara bildirdiği hükümlerden haberdar olmadığı için mutsuz, sinirli ve umutsuz yaşayan milyonlarca insan olabilir. Bu kitlelere karşı Allah'ın müminlere yüklediği sorumluluk, onlara İslam ahlakını öğretmeleri ve ondan sonra seçimlerini yapmaları için imkan tanımalarıdır. Çünkü iman edenler, bu gibi insanların içinden çıkamadıkları sorunların nasıl çözümleneceğini Kuran ayetlerinden haberdar oldukları için bilirler. Bu durumda bilenlerin bilmeyenlere, bu çözümleri anlatması farz olur. Ayette şöyle buyrulur:

<b>“Artık sen Allah yolunda mücadele et, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.”</b> (Nisa Suresi, 84)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23822]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Evrendeki Cisimlerın Uzaklıkları Nasıl Ölçülüyor?]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/evrendeki_cisimlerin_uzakliklari_nasil_olculuyor_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Yaşadığımız Dünyada her şeyi metre, kilometre gibi ölçü birimleriyle ölçüyoruz. Karınca 5 milimetre, golf topu 5 santimetre, zürafa 5,5 metre, Çin Seddi 6,400 kilometre ve Dünyanın ekvator bölgesinin çevresi 40.000 kilometredir. Ancak, Yüce Rabbimiz’in kusursuz yaratılış delilleriyle donattığı uzayın büyüklüğünü anlayabilmek için çok daha büyük uzaklık ölçü birimlerine ihtiyacımız vardır. “Işık yılı”, bu birimlerden biridir.

<li>Işık yılı, evrendeki birbirinden çok uzak cisimlerin arasındaki mesafeyi bulmak için kullanılan bir uzaklık birimidir ve ışığın bir yılda gittiği yolu ifade eder.

<li>Işık bir saniyede 300.000 kilometre yol alabilir. Bir yılda ise yaklaşık olarak 9,461,000,000,000 kilometre yolculuk yapabilir.

<li>Bize en yakın yıldız 4.22 ışık yılı uzağımızdadır.

<li>Dünyamızın içinde olduğu Samanyolu galaksisi yaklaşık 100.000 ışık yılı büyüklüktedir. 

<li>İçinde 200 milyar yıldız bulunan Samanyolu galaksisinin uzay içindeki hızı, saatte 950.000 km’dir.

<li>Evrende Samanyolu gibi 100 milyar civarında galaksi bulunduğu tahmin ediliyor. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23821]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Reenkarnasyon, Hiçbir İlahi Kaynağa Dayanmayan Batıl Bir İnançtır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/reenkarnasyon_hicbir_ilahi_kaynaga_dayanmayan_batil_bir_inanctir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><li>Reenkarnasyon inancı, neden Kuran ahlakına göre yanlıştır?

<li>Reenkarnasyon inancının altındaki sapkın düşünce nedir?

<li>Sayın Adnan Oktar reenkarnasyon inancının Kuran ahlakına göre yanlış olduğunu hangi örneklerle açıklamıştır?

<li>Reenkarnasyon inancı neden bazı çevreler tarafından zannedildiği gibi insanları huzur ve mutluluğa götürmez?</b>

Dünyanın birçok yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru olmasını isteyen bazı insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, ahiretin varlığını inkar etmeleri, ölümden sonra yok olmaktan veya sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkmaları ve bu gibi insanların, reenkarnasyonu bu korkularını yenmek için kendilerince bir çıkar yol olarak görmeleridir. Çünkü reenkarnasyon yanılgısının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği ve insanın yapacağı yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde gerçek dışı bir telkin yatmaktadır. Oysa Allah Kuran’da reenkarnasyon düşüncesine asla yer olmadığını açık olarak bildirmiştir.   

<b>Kuran’a Göre Reenkarnasyon Mümkün Değildir

<u>Kuran’da ölümün ve dirilişin bir kez olduğu bildirilmektedir </u></b>

Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar, bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek, dünyada tüm yapıp ettiklerine göre cennetle ödüllendirilir veya cehennemle azaplandırılır. Yani her insanın bir dünya hayatı, bir de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. İnsanların öldükten sonra dünya hayatına geri dönemeyecekleri Kuran’da çok açık olarak bildirilmektedir: 

<b>“Nasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz? Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?”</b> (Saffat Suresi, 58-59)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23819]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Kısa Kısa: İlmi Araştırma Sayı 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kisa_kisa__ilmi_arastirma_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Dünyanın En Etkili 500 Müslümanı Listesi Açıklandı</b>

Ürdün'ün başkenti Amman merkezli Kraliyet İslam Strateji ve Araştırma Merkezi, "Dünyanın En Güçlü 500 Müslümanı" listesinin 2011 versiyonunu yayınlandı. 2009'dan beri düzenli olarak yayınlanan listede politika, akademi, iş ve din dünyasından birçok Türk yer alıyor. Açıklanan listede ilk 50 sırada ise dört Türk’ün ismi var: <b>Başbakan Erdoğan, Fethullah Gülen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül</b> ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri <b>Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu.</b>

Bu dört ismin yanı sıra 500 kişilik listede farklı kategorilerden de 14 Türk daha yer aldı. Listenin zirvesindeki ilk 50 isim sıralı şekilde verilirken, kalan 450 isim sıralamaya tabi tutulmayarak meslek ve etki alanlarının özelliğine göre kategorize edildi. Dünyanın En Etkili 500 Müslümanı listesine giren diğer Türkler ise şunlar: Akademisyenler kategorisinde <b>Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Dr. İbrahim Kalın ve Prof. Dr. Hayrettin Karaman;</b> Politikacılar kategorisinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu; Din Adamları kategorisinde Diyanet İşleri eski başkanı <b>Ali Bardakoğlu;</b> Toplum kategorisinde Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi <b>Hayrünnisa Gül, </b>Fazilet Partisi eski milletvekili <b>Merve Kavakçı </b>ve Belçika Milletvekili Mahinur Özdemir; İş İnsanları kategorisinde Sabancı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <b>Güler Sabancı; </b>Bilim ve Teknoloji kategorisinde <b>ADNAN OKTAR;</b> Kültür ve Sanat kategorisinde hattat Hasan Çelebi </b>ve moda tasarımcısı <b>Rabia Yalçın, </b>Hafızlar kategorisinde <b>Mustafa Özcan Güneşdoğdu, </b>Medya kategorisinde Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni <b>Ekrem Dumanlı </b>yer aldı. Raporda vefat eden Müslümanlar kategorisinde <b>Necmettin Erbakan'</b>ın biyografisine de yer verildi.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23818]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Müminlerin Kalbi Her An Her Yerde Allah ile Beraberdir]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/muminlerin_kalbi_her_an_her_yerde_allah_ile_beraberdir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><li><b>İnsanın kalbinin her an her yerde Allah ile beraber  olması ne demektir?

<li>İnsanın her an her yerde Allah ile beraber olması için neler yapılmalıdır?</b>

Bazı insanlar hayatları boyunca ne kadar büyük nimetlerin içinde olduklarını düşünmezler. Oysa her sabah güne sağlıklı olarak başlaması, nefes alabilmesi, görebilmesi, kokudan, yiyeceklerden ve güzel olan her şeyden zevk alabilmesi, sevgiden saygıdan dostluktan anlayabilmesi insan için çok büyük nimetlerdir. Bunun yanı sıra iyilikle kötülüğü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini birbirinden ayırt edebilecek bir muhakemeye sahip olabilmek de insana Allah'ın bahşettiği çok büyük bir lütuftur. Çünkü insan bunun sonucu olarak kötülüklerden ve nefsinin şer olarak fısıldadıklarından sakınabilecek, iyiliği ve güzellikleri tercih edebilecektir. Tüm bunlara karşılık yapması gereken ise, Rabbimizi gereği gibi takdir edip, O'na gereği gibi şükredebilmesi, kalbinin her an Allah sevgisi ve korkusu ile dolu olmasıdır.

İnsanın kalbinin her an Allah ile birlikte olması, kişinin kendini dünya hayatının tüm meşgalelerinden soyutlayarak bir kenara çekmesi demek değildir. "Kalbin her an Allah ile olması"; ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23817]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Bencillikten, Egoistlikten Kurtulmanın Yolu Islam Ahlakdır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/bencillikten_egoistlikten_kurtulmanin_yolu_islam_ahlakdir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><li><b>Bencillik ve egoistliğin toplumda  oluşturduğu tahribatlar nelerdir?

<li>Bencil ve egoist toplumlar, bu manevi hastalıktan nasıl kurtulurlar?</b>

Sonsuz hikmet sahibi olan Allah imtihan olarak insan ruhunu egoistliğe daha yatkın olarak yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşamadığı ve nefsini eğitmediği takdirde, bu duygu kişinin tüm ahlakına hakim olur. Böyle bir kişi ise genellikle herkesten çok, hatta çoğu zaman yalnızca kendisini düşünür. Kendisi için daima her şeyin en iyisini, en güzelini, en mükemmelini ister. Sadece kendi malı mülkü ve çocuklarının olmasını, yalnızca kendi ailesinin rahat etmesini ister. Herhangi bir zorlukla karşılaştığında, çevresindeki insanların kendisi için her türlü risk ve sıkıntıyı göze almalarını; kendi menfaatlerinden ödün verme pahasına da olsa, ona destek olmalarını bekler. İçten içe hep kendi istek ve çıkarlarını koruma, kendi rahatını ve konforunu sağlama peşindedir. Aksi bir durumda ise, -çıkarlarını korumak ve kendisine bir zarar gelmesini engellemek adına- değer verdiği pek çok şeyi gözden çıkarabilecek bir tavır gösterebilir. Allah Kuran’da insanın nefsinde var olan bu tutku derecesindeki bencillik duygusunu şöyle bildirmiştir: 

<b>“Gerçekten, insan, ‘bencil ve haris’ olarak yaratıldı. Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).”</b> (Mearic Suresi, 19–21)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23816]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama: Bakara Suresi, 267]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/bir_ayet_bir_aciklama__bakara_suresi_267_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. </b>(Bakara Suresi, 267)

İnfak, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan harcamadır. Müminler için manevi bir arınma ve temizlenme vesilesidir. Samimi ve ihlaslı bir şekilde, Allah'ın rızası dışında hiçbir amaç ya da karşılık gözetmeden infak etmek imanın göstergesidir. Allah ayetinde iman edenlere kazandıklarının iyi olanından ve kendilerine verilen nimetlerden infak etmelerini bildirmektedir. İnsan sevdiği, değer verdiği şeyleri yalnızca Allah dilediği için, O'nun hoşnutluğunu kazanmak için seve seve gözden çıkarıyor, feda ediyorsa ancak o zaman yaptığı infakın Allah Katında bir anlam ve değer kazanmasını umut edebilir. Mümin bu şekilde Allah'ın rahmet ve hoşnutluğunu dünyadaki hiçbir şeye değişmeyeceğini göstermiş olur. Bu davranışıyla, Allah'ın rızasını ve rahmetini kazanmaya muhtaç olduğunu, sonsuz rahmet sahibi Yüce Allah’ın her şeyden münezzeh olduğunu ifade etmiş olur. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23815]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Allah Her Olayı İslam Ahlakını Dünyaya Hakim Etmek İçin Özel Olarak Yaratır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/allah_her_olayi_islam_ahlakini_dunyaya_hakim_etmek_icin_ozel_olarak_yaratir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />İslam dünyasının bulunduğu coğrafya, en Batı’da Afrika’nın Atlas Okyanusu kıyılarında yer alan Fas’a ve Moritanya’ya kadar uzanır. En Doğu’da ise Pasifik Okyanusu kıyılarındaki Endonezya’ya kadar varır. Bu büyük coğrafyada yaşayan farklı milletlerden yaklaşık 1,5 milyar Müslümanın büyük bölümü, son iki yüzyıl içinde, sırf “Müslüman” oldukları için, çeşitli saldırı, baskı, terör ve hatta katliamlarla yüzyüze kalmıştır. Çünkü pek çok Müslüman, Müslüman olmayan veya  Müslüman olduğunu söylediği halde aldığı Darwinist materyalist eğitim nedeniyle İslam ahlakından uzak yaşayan bazı yönetimlerin hakimiyeti altında yaşamak zorunda bırakılmıştır. Ancak İslam dünyasının yaşadığı tüm bu  olumsuz gibi görünen olaylar ve zorlukları Yüce Allah İslam dinini dünyaya hakim etmek için bir hikmet üzere yaratmıştır.

<b>“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.”</b> (Saff Suresi, 4) ayetinde haber verildiği gibi Allah, Kuran’da Müslümanları tek bir millet, tek bir topluluk olarak kabul eder. Dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslümana zarar geldiği zaman ayetin hükmüne göre bu duruma karşı bütün Müslümanlar ittifak etmek durumundadırlar. Bu farz ve muhkem olan bir Kuran ayetidir. Ayrıca bu ayet Müslümanların birlik olmasının ve İttihad-ı İslam’ın farziyetinin önemine de dikkat çeker. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23814]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Güncel: İlmi Araştırma Sayı 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/guncel__ilmi_arastirma_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Yaşlılıkta Koku Alma Yetisi Zayıflıyor</b>

Colorado Üniversitesi sinirbilim uzmanları yaşlanan insan beyninin, farklı kokuları ayırt etmekte zorlandığını buldu.

“Neurobiology of Aging” dergisindeki makaleye göre yaşlılar tehlikeli kimyasalları, gaz sızıntısını veya bozuk yemek kokusunu iyi alamıyor. Araştırma çerçevesinde yaşları kırk beşten az ve altmıştan fazla olan dört yüz kırk kişide, koku duyusundan sorumlu beyin hücrelerinin kokular ve içeriklerine ne şekilde tepki gösterdikleri incelenmiş. Genç insanların nöronları bir veya diğer içeriğe reaksiyon gösterirken yaşı ilerlemiş insanlarınki ikisine birden tepki veriyor. Bu nedenle de Diego Restrepo bir kokunun kesin olarak algılanması yaşlı insanlar için zorlaşmakta diyor.

Sonuçlar ayrıca iki yaş grubundaki insanların hücre biyopsileriyle de kanıtlanmış. Bu durumda da sayıları aynı olmasına rağmen genç bağışçıların beyin hücreleri daha seçici davranmış. Yaşlı insanlarda beklendiği gibi koku siniri azalmıyor, buna karşın aynı miktarda kalan sinir maddesi kokuları karıştırarak işlevini yitirmekte. Bir yemeğin kokusu tadını güçlendirir. Koku daha az algılandığında yemek de lezzetsizleşir ki bu da neden birçok yaşlının iştahının azaldığını açıklamaktadır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=23813]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>
