|
Kapak Konusu:
Tevrat'ta Ben-i İsrail Diye Hitap Edilen Kavim, Mehdi Cemaatidir - Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerine göre tüm dünya insanlarının geleceği için çok önemli ve çok faydalı faaliyetlerde bulunacak olan Hz. Mehdi ve cemaati ile, Tevrat’ta Ben-i İsrail diye hitap edilen kavmin aslında aynı topluluk olduğunu ortaya koyan deliller nelerdir?
- Tevrat’ta haber verilen hakimiyet, gerçekte neye işaret etmektedir?
- Allah'ın seçip hakimiyet vadettiği toplulukta koşul olarak saf ırk aranması, neden yanlış bir tutumdur?
Kuran'da Allah, Hz. İbrahim'i ve onun soyundan gelenleri seçtiğini ve onları mübarek kıldığını bildirmektedir. (Bakara Suresi, 130; Al-i İmran Suresi, 33) Bu bilgi, Musevilerin kutsal kitabı Tevrat'ta da yer almaktadır. (Yaratılış, 22:17; 12:2)
Hz. İbrahim'in soyu, iki oğlu olan Hz. İsmail ve Hz. İshak ile devam etmiştir. Hz. İshak'ın soyundan olan İsrailoğulları'na, tarih boyunca pek çok peygamber gelmiştir: Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Yunus, Hz. Eyüp, Hz. İlyas, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa. Hz. İsmail'in soyundan ise İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav), onun ailesinden gelen imamlar ve en son olarak da İmam Muhammed el-Mehdi gelmektedir.
Devamı için tıklayınız.

Bir Zamanlar Abiyogenez Teorisi Vardı Charles Darwin yaklaşık 150 yıl önce, dönemin kısıtlı bilimsel imkanları nedeniyle aslında kendisinin de birçok açıdan kuşkuyla yaklaştığı bir varsayımda bulunmuş ve bu varsayıma da “Evrim Teorisi” adını koymuştur.
Ancak bu varsayımı belli ideolojik nedenlerle desteklemek isteyen bazı bilim adamları, Darwin'in düşüncesi hiçbir bilimsel delile dayanmadığı ve zayıf bir tahminden öteye gidemediği için 150 yıl boyunca kamuoyunu yanıltmak için çeşitli sahtekarlıklara ve akıl dışı kurgulara başvurmak zorunda kalmışlardır. Darwinist materyalist bilim adamlarının canlılığın ilk olarak nasıl ortaya çıktığı sorusu karşısında ortaya attıkları Abiyogenez teorisi de bu kurgulardan biridir.
İlk ortaya atıldığı günden bu yana bazı çevrelerce ideolojik bir zorunluluk olarak ilgi görüp savunulan evrim teorisi, bilim adamlarının bir kısmı tarafından büyük bir bağlılıkla savunulduğu için, insanların bazıları bu teoriyi bilimsel açıdan geçerli zannetmektedir.
Oysa evrim teorisi herşeyden önce "canlılığın ilk olarak nasıl ortaya çıktığı" sorusuna dahi hiçbir açıklama getirememektedir. Darwinistlerin paleontolojik evrim konularının aksine, ellerinde çarpıtmalar ve taraflı yorumlarla teorilerini bu konuda destekleyecekleri sahte fosiller de bulunmadığı için bu büyük sorunu, 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde başlayan bir dizi araştırmayla aşmaya çalışmışlardır. Ancak evrimci bilim adamlarının yaptıkları her araştırma, Yaratılış Gerçeğini gözler önüne sererek evrim teorisi için daha büyük bir çıkmaz oluşturmuştur.
Devamı için tıklayınız.

Kuran Ahlakı: İlmi Araştırma Sayı 47 "De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez…" (Neml Suresi, 65)
- Gayba iman etmek, müminler için neden önemlidir?
- Gayb haberleri, yalnızca gelecekle mi ilgilidir?
- Cinler vesilesiyle kehanette bulunduğu iddia eden kişilere inanmak, neden büyük bir yanılgıdır?
Gayb haberleri (insanın duyuları aracılığı ile algılayamadığı, görünmeyen, bilinmeyen, şahit olunmayan bilgiler, geleceğe ve geçmişe dair olaylara dair haberler), kullarına bilgisinin dilediği kadarını açan Allah'ın sonsuz ilminin önemli örneklerinden biridir. Tüm yaşamını Allah'ın rızasını kazanmak için geçiren müminlerin en önemli özelliklerinden biri, Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği ve Peygamber Efendimiz (sav)'e vahyettiği bu gayb haberlerine olan samimi imanlarıdır. Sonsuz ilim sahibi Yüce Allah, Kuran'ın birçok ayetinde gaybı bilenin, yalnızca Kendisi olduğunu bildirmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:
"(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim." (Bakara Suresi, 33)
Devamı için tıklayınız.

Dev Nükleer Reaktör: Güneş Güneş, dev bir nükleer reaktördür. Güneş'in içinde sürekli olarak hidrojen atomları helyuma dönüştürülür ve bu işlemler neticesinde ısı ve ışık açığa çıkar. Güneş'teki bu nükleer reaksiyon, insan hayatı için zorunludur. Dünya'ya ulaşan ısı ve ışığın açığa çıkması içinse, dört hidrojenin birleşip bir hidrojene dönüşmesi gerekir.
Güneş’teki Enerji Nasıl Açığa Çıkıyor?
Çekirdeğinde sadece tek bir proton yer alan hidrojen, evrendeki en basit elementtir. Helyumun çekirdeğinde ise, iki proton ve iki nötron bulunur. Güneş'te gerçekleşen işlem, dört hidrojenin birleşmesiyle bir helyum elementinin oluşmasıdır. Bu işlem sırasında çok büyük bir enerji açığa çıkar. Dünya'ya gelen ısı ve ışık enerjisinin neredeyse tamamı, Güneş'in içindeki bu nükleer reaksiyonla oluşmaktadır.
Ancak, dört hidrojen atomunun biraraya gelip bir anda helyuma dönüşmesi mümkün değildir. Bunun için, iki aşamalı bir işlem gerçekleşir. Önce iki hidrojen birleşir ve bir proton ve bir nötrona sahip bir "ara formül" meydana gelir. Bu ara formüle "dötron" adı verilir. Sonra da iki dötronun birleşmesiyle bir helyum çekirdeği oluşur.
Devamı için tıklayınız.

"Hayatın Gerçekleri" Aldatmacası Kuran ahlakına gore yaşamayan insanların en belirgin özelliklerinden biri, müminlerde bulunan derin ruha ve yüksek kişilik kalitesine sahip olmadıkları için tüm olaylara yüzeysel bir bakış açısıyla yaklaşmalarıdır. Kendi küçük dünyalrında yaşayan bu insanlar, aynı zamanda kendi kurallarını da kendileri koymuşlardır. Bu kuralların tümünün çıkış noktası ise,” gerçekleri diye kendilerinin ortaya attığı gerçek dışı mantıktır.
İnsanların bazıları hayatlarını Kuran'da yer alan hükümlere ve ahlak anlayışına göre düzenlemezler. Din ahlakının ve Kuran'ın tüm hayatları için ne kadar önemli olduğunu kavrayamadıkları için de zorluk ve sıkıntı içinde kalmaları, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelmeleri, ciddi ve acı verici bir rahatsızlık geçirmeleri, kendi güçleriyle üstesinden gelemedikleri bir korku yaşamaları ya da ölüm gibi olaylarla karşılaşmaları dışında, Allah'a dua etmez ve O'na sığınmazlar. En önemlisi de din ahlakının ancak kısıtlı birkaç konuda hayatlarına yön verebileceği yanılgısına sahiptirler.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|