Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
İlmi Araştırma Son Sayı

İlmi Araştırma Sayı 68

İlmi Araştırma Dergisi'nin Şubat 2010 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


Kategoriler
Ahir Zaman & Mehdi
Batıl Felsefeler
Bitki Dünyası
Cahiliye Toplumu
Darwinizm İdeolojisi
Dinlerin Kardeşliği
Doğadaki Yaratılış
Dünyamız
Evrendeki Mucizeler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Milliyetçilik
Harun Yahya Hakkında
Hayvanlar Alemi
Hazreti İsa Gelecek
İslamın Yükselişi
İslam Terörü Lanetler
Kuran Ahlakı
Kuran Bilgisi
Kuran Mucizeleri
Maddenin Ardındaki Sır
Masonluğun Sırları
Mikrodünya Mucizesi
Milli Strateji
Peygamberler Tarihi
Tarih
Tefekkür Konuları
Türk-İslam Birliği
Vücudumuzdaki Mucizeler
Yahudilik

Tavsiye Edilen Kitaplar
Allah'ın İsimleri
Evrimcilere Net Cevap
İslam ve Karma Felsefesi
İnsanın Apaçık Düşmanı Şeytan
Dinsizliğin Kabusu
Kuran Ahlakına Göre Müminin 24 Saati

Tavsiye Edilen Belgeseller
Kuran'dan Cevaplar 4
Çocuklar İçin 06
Yaşamın İtici Gücü: Kalbimiz
Türkiye'de Masonluğun İçyüzü
Solunum Mucizesi
Canlılarda Anne Şefkati ve Yavru Sevgisi

Tavsiye Edilen Linkler
muzmucizesi.com
beklenenmehdi.com
yeryuzumucizesi.com
kurandaitaat.com
altinkitap.com
evriminsonu.com

ramazansayfalari.com

divxvar.com
 

Kapak Konusu:
Deccal Nasıl Öldü?: Masonluğun Sosyal Silahi Darwinist Aldatmacanın Sonu

Darwinizm, kitleleri dinsizliğe sürükleyen, dünyaya katliamlar, savaşlar getiren, toplumları dejenerasyona, anarşiye, bozgunculuğa ve cinayetlere sevk eden deccalin büyük bir fitnesidir. Bu fitne, tarihin en sapkın ve en büyük kitle aldatmacasıdır. 150 yıl boyunca devam etmiş olan bu kitle aldatmacası, şu an Darwinistlerin şaşkın bakışları altında çöküşe uğramakta ve insanlar 150 yıldır aldatılmış olmanın şokunu yaşamaktadırlar. Deccalin oyunu bitmiştir. Deccal artık ölmüştür. Kitle aldatmacası son bulmuştur. Batıl olan din, Allah’ın hak dini karşısında yerle bir olmuştur. Bu ayki kapak yazımız deccalin en büyük oyununun kesin yıkılışının ve masonların uğradığı hüsranın delillerini sunmaktadır.

Masonların dünya çapındaki propagandası sonucunda Yaratılış gerçeğine karşı getirilen engellemeler neden sonuç vermemiştir?
Bazı Darwinistlerin evrim teorisinin uğradığı yıkıma rağmen takındıkları “bir şey olmadı ki” psikolojisi, aslında neye işaret etmektedir?
Sayın Adnan Oktar’ın bu deccali sisteme karşı 30 yılı aşkın bir süredir sürdürdüğü ilmi mücadelenin dünya çapındaki muazzam etkileri nelerdir?
Deccaliyetin ölümünü müjdeleyen anket sonuçları nelerdir?

Bir bilim adamı, o zamana kadar hiç kimsenin keşfedemediği, hücrenin olağanüstü yapısının “yalnızca bir bölümünü” keşfettiği için Nobel ödülüne layık görülür. Ama aynı bilim adamı, ödülünü aldıktan sonra öğrencilerine o hücrenin bir çamur birikintisinden rastgele oluştuğu masalını anlatmakta hiçbir sakınca görmez. Aynı bilim adamı, sayısız bilimsel çalışmanın altında imzası olmasına rağmen, öğrencilerine büyük birer sahtekarlık örneği olan Piltdown adamını, Haeckel’in sahte embriyo çizimlerini, sanayi kelebekleri iddiasını evrimin en büyük delilleriymiş gibi anlatmaktan çekinmez.

Devamı için tıklayınız.

İlmi Araştırma Sayı 68: Kısa Kısa

İspanyol hükümetinin AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Garrido: “Türkiye’nin İslam kimliği AB’ye güç verir”

AB dönem başkanlığını 1 Ocak itibarıyla devralan İspanyol hükümetinin AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Diego Lopez Garrido, "AB, Hıristiyan kulübü değil. Tam tersine farklı dinlerin yaşandığı, çoğulcu bir yer " dedi.

La Razon gazetesine konuşan Garrido, "Türkiye, bu kulübün (AB) üyesi olabilir mi?" sorusuna karşılık "Elbette, özellikle bu çoğulculuktan dolayı. Türkiye'nin İslam dünyasıyla olan diyaloğu AB'ye büyük güç verir" diye konuştu. risalehaber.com

Devamı için tıklayınız.

Sayın Adnan Oktar'ın Dilinden: İslam Ahlakına Göre Evlilik Nasıl Olmalıdır

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.” (Nur Suresi, 26)

Insanların dünyevi değerler üzerine kurdukları birliktelikler, çok kısa sürede yerini bıkkınlığa bırakabilmektedir. Günümüzde İslam ahlakına göre gerçekleştirilmeyen evliliklerde de bu duruma sık sık rastlanmaktadır. İnsanlar, saygı ve sevgilerini dünyevi değerler üzerine kurduklarında; bu değerlerde herhangi bir değişiklik olduğu takdirde, sözde saygı ve sevgilerini de hemen yitirebilmektedirler. Sevgi, saygı, sadakat gibi kavramlar; güzellik, zenginlik, sağlık, makam ya da itibar gibi ölçülere dayandırıldığında, bu sonuç neredeyse kaçınılmaz hale gelmektedir.

Sayın Adnan Oktar bu yanlış evlilik anlayışının terk edilebilmesi ve gerçek mutluluğun yaşanması için birçok röportajında Islam ahlakına göre evlilik anlayışının nasıl olması gerektiğini detaylarıyla açıklamıştır.

Devamı için tıklayınız.

İslamiyet’le Şereflenen İlk Kadın Sahabi: Hz. Hatice (r.a.)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mübarek eşlerinden ilki Hz. Hatice (r.a.)’dır. Ilk Müslümanlardan olan Hz. Hatice (r.a.) validemiz, basireti, güzel ahlakı, derin imanı ve kararlılığıyla her zaman müminlere en güzel örneklerden biri olmuştur. Bu değerli insan, yaşadığı müddetçe Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e büyük destek olmuş ve Kuran ahlakının yayılmasında maddi ve manevi olarak büyük çaba göstermiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.); Allah’ın “… ancak o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah’ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah’a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah’ın dostu, Rabbimiz’in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir.

Hz. Hatice (r.a.) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ilk eşi ve İslam’ı seçen ilk kadın sahabidir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Yüce Rabbimiz’den vahiy aldığında bunu ilk söylediği kişi olarak bilinen Hz. Hatice (r.a.), olgunluğu, tevekkülü, cesareti ve fedakarlığı ile tüm Müslümanlara örnek olmuştur.

Hz. Hatice (r.a.)’ın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Olan Bağlılığı

“… Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.”
(Hucurat Suresi, 13) ayetiyle Yüce Rabbimiz, Kendi nezdindeki üstünlüğün sadece takvayla olduğunu, kullarının Allah’a olan imanları ve sahip oldukları Allah korkularıyla değer kazandıklarını haber vermektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabeler de sahip oldukları vicdan duygusuyla hareket etmişler ve Allah’a olan korkularını artırmak için çaba göstermişlerdir. Hz. Hatice (r.a.) da, Yüce Allah’a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e olan derin saygı ve sevgisi ile Peygamberimiz (s.a.v.)‘e her zaman destek olmuştur. Nitekim Yüce Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, elçiye saygının ve onu savunup desteklemenin önemine ilişkin olarak şöyle vahyetmiştir:

Devamı için tıklayınız.

Dinsizliğin ve Darwinist Düşüncenin Olumsuz Etkisi: Saldırganlık

Kin ve öfke, insanın samimi bir dostluğu, sevgiyi ve karşılıklı anlayışı yaşamasını engeller. Böyle insanlar hep yapayalnız yaşarlar. Yalnız ve dostu olmayan bir insanın ise, mutlu olması, nimetlerden zevk alması imkansızdır. Içlerinde barındırdıkları anlamsız öfke onları hırçınlığa ve saldırganlığa iter. Hiçbir sebep yokken çevrelerine karşı nefret ve öfke duymaya başlarlar. Bunun sonucunda da kendilerine veya çevrelerine ciddi zararlar verirler. Kişiyi bu ahlak bozukluğuna iten en önemli iki sebep; Allah’ın varlığını inkar eden, insanların birer hayvan olduğunu ve güçlünün güçsüzü yeneceği sözde iddiasıyla ortaya çıkan Darwinist düşünce ve dinsizliğin getirdiği ahlak bozukluğudur.

Cahiliyede hakim olan kültürde genelde kendini kanıtlama üzerine kurulu gergin, asabi ve saldırgan bir ruh hali hakimdir. Bazı kişiler arasında, bunalımlı ve dengesiz görünmek, ani çıkışlar, tutarsız hareketler yapmak, her an kavga ya da gerilim çıkarmaya hazır olmak bir insanın sözde ne kadar cesaretli ve kişilikli olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilir. Oysa insanın fıtratı sevgiye, güzel ahlaka, şefkate ve huzura yatkın olarak yaratılmıştır. Kin, öfke, saldırganlık gibi davranışlar Kuran ahlakına aykırıdır. Ve bu davranışlar kişi üzerinde büyük tahribata sebebiyet verir. Allah inancı zayıf kişiler üzerinde gözlemlenebilen bu saldırgan hal ve tavırlar, Allah’tan gereği gibi korkmayan her insanda rastlanabilecek ve şiddetle kaçınılması gereken, kişiler arasındaki sevgi, merhamet, acıma gibi duyguları zedelemeyi amaçlayan şeytani bir oyundur.

Saldırgan Tavırların Temeli: Kendini Haklı Görme Psikolojisi

Saldırgan hal ve tavırların en çok görüldüğü kişiler, altta kalmaya tahammül edemeyen, her zaman son sözü söyleme takıntısı içinde olan, kendini daima haklı gören, enaniyetle yoğrulmuş sağlıksız ruh haline sahip kişilerdir. Bu kişiler başka birinin onları yönlendirmeye çalışmasına hatta fikir vermelerine bile tahammül edemezler. En iyi bilenin kendilerinin olduğu düşüncesini kafalarından atamazlar. Her zaman tek söz sahibi ve karar mercii olmak isterler. Hemen hiç kimsenin fikrini umursamaz, insanlara karşı ezici bir kişilik gösterebilirler. Bu Darwinist tabanlı sistemi yaşatmak için de kavgacı ve saldırgan bir tavır geliştirirler. Böyle bir kimsenin etrafına verdiği izlenim, eğer üzerine gidilecek olursa her an kontrolden çıkabileceği ve dengesiz bir ruh hali gösterebileceği yönündedir. Bu sebeple çevresindeki hemen herkes bu kişiden çekinir. Ne yapacağının ne söyleyeceğinin belli olmadığını bildikleri bu kişiye karşı tedbirli ve mesafeli davranırlar. Söz konusu kişinin de istediği budur. Saldırgan kişi bu olumsuz hal ve tavırları sayesinde çevresinde bir itibar ve saygınlık oluşturacağını düşünürken gerçekte ise çevresindeki kişilerin onun hakkında sahip olacakları tek düşünce dengesiz ruh haline sahip ve sakınılması gereken bir kişi olduğudur.

Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Bir Ayet Bir Açıklama: Nahl Suresi, 99-100
İlmi Araştırma Sayı 68: Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne oldu?
Hz. Yusuf (a.s.) Kıssasından Hikmetler
Sayın Adnan Oktar'ın Anlatımından ''Televole Kültürü'nün'' Zararları
Evrendeki Çeşitliliğin Kaynağı: Elementler
Falcılık ve Gelecekten Haber Verme Aldatmacası
Müminin Herhangi Bir Konuda ‘Gücüm Yetmiyor’ Diye Düşünmesi Kuran Ahlakına Uymaz
   
 

 

 
İlmi Araştırma Geçen Sayı

İlmi Araştırma Sayı 67

İlmi Araştırma Dergisi'nin Ocak 2010 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


hayvanlaralemi.net
 

Geçen Sayının Kapak Konusu:
Sayın Adnan Oktar'ın PKK Terörünün Kesin Olarak Son Bulması İçin Sunduğu Çözüm Önerileri

Kurandamerhamet.com

  • PKK’nın ülkemizde oluşturmaya çalıştığı anarşi ortamını destekleyen çevreler, anti Darwinist ve anti komünist fikri propagandayı engellemek ve PKK’nın komünist kökenini gizleyebilmek için hangi yöntemlere başvurmaktadırlar?
  • PKK ile mücadelede yayın organlarına ve devletimizin kurumlarına düşen sorumluluklar nelerdir?
  • Darwinizm’in, Marksizm’in ve materyalizmin detaylı olarak anlatılması, bu sapkın ideolojilerle mücadelede neden önem taşımaktadır?
  • Geçtiğimiz Aralık ayında DTP’nin kapatılması, terörün ortadan kaldırılması için neden bir çözüm değildir?
  • PKK’nın Marksist-Leninist köklerini ilk deşifre eden kişi olan Sayın Adnan Oktar, PKK teröründen kurtulmak için hangi çözüm önerilerinde bulunmaktadır?

Geçtiğimiz ay Tokat’ta 7 askerimizin şehit edilmesi; bir kez daha Sayın Adnan Oktar’ın uzun yıllardır terörle mücadele konusunda vurguladığı çok önemli bir gerçeği gözler önüne sermiştir: Terörle mücadele konusunda bugün gelinen noktada, terörü yalnızca askeri bir girişim ile yok etmek mümkün değildir. Mutlaka fikri yönden de yapılacak bir mücadele ile terörün ideolojisinin etkisiz kılınması gerektiği tartışılmaz bir gerçektir.

Ancak bu gerçeğin farkında olan ve bundan rahatsızlık duyan bazı çevreler, anti Darwinist ve anti komünist fikri propagandanın yapılmasını engellemek ve PKK’nın komünist kökenini gizleyebilmek amacıyla çeşitli yollara başvurmaktadırlar. İşte bu yöntemlerden bazıları:

Devamı için tıklayınız.

Din Ahlakının Yaşanmadığı Toplumlardaki Zengin-Fakir Ayrımı

“... Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır...” (Hucurat Suresi, 13)

Din ahlakından uzak olan birinin en önemli özelliklerinden biri, insanları değerlendirme şeklidir. Bu yanlış anlayışa göre insanlar, zengin ve fakir olarak ikiye ayrılırlar. Her iki gruba da yöneltilen farklı bir bakış açısı ve dolayısıyla da farklı davranış şekilleri bulunur. Zengin ve fakir insanlara karşı gösterilen bu yanlış tavır farklılığı, tüm mimiklere, ses tonuna ve hatta bakış şekline kadar dünyanın hemen hemen her yerinde aynı şekilde uygulanır.

İnsanların din ahlakından uzaklaşmaları, her devirde insan ilişkilerinde büyük bir dejenerasyonun yaşanmasına sebep olmuştur. İnsanların birçoğunun dünya hayatına sıkı sıkıya bağlı olmalarından dolayı, değer verdikleri unsurlar da dünya hayatının geçici süsleriyle sınırlıdır. Bu nedenle söz konusu kişiler birbirlerini tevazu, akıl, merhamet, şefkat, fedakarlık, cömertlik, kararlılık gibi Kuran ahlakının kazandırdığı üstün özellikler yerine, zenginlik, şöhret, güzellik gibi geçici dünyevi kriterlere göre değerlendirir hale gelirler. Bu yanlış anlayış, yazılı kuralları olmayan ancak insan ilişkilerindeki tavır ve tutumlara kadar insanların tüm yaşamlarına hakim olan karanlık bir din gibidir. Bu karanlık dinin yazılı olmayan kurallarından biri de, zengin ve fakir arasında yapılan ayrımdır. Bu yanlış ayrımdan, tavır farklılıklarından bazıları şöyledir:

Devamı için tıklayınız.

 

İlmi Araştırma Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.