|
Kapak Konusu:
Müslümanların Zorluk Anlarında Güçlenen Tesanüdleri Tarih boyunca peygamberlerin olmadığı dönemlerde, din ahlakını anlatma görevini samimi ve güçlü bir imana sahip olan müminler üstlenmişlerdir. Fakat bu değerli insanlar her dönemde, din ahlakını kendi kurdukları din aleyhtarı ve zalim sisteme bir tehdit olarak gören bazı çevrelerin çeşitli engellemelerine, iftiralarına, sözlü ve fiili saldırılarına maruz kalmışlardır.
Ancak geçmişte de günümüzde de; kötülüğü örgütleyen ve müminlerin tesanüdlerinin bozulması için çaba harcayan bu kişilerin gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır:
Allah'ın rızasını kazanmak için yaşayan Müslümanlar, zorluk anlarında iman etmeyenler gibi ittifaklarını bozup dağılmaz, aksine böyle zamanlarda Allah’ın izniyle daha güçlü kenetlenerek tesanüdlerini artırırlar.
Devamı için tıklayınız.

Cahiliye Toplumundaki Çarpık Anlayışın Beraberinde Getirdiği Esnaf Karakteri İnsanlar arasında, çalışan kesimin büyük bir bölümü "esnaf" adı altında sınıflandırılır. Mağaza sahiplerinden küçük tüccarlara pek çok meslek bu tanıma dahildir. Ancak iman etmeyen toplumlarda bu meslek grubunun etkisinde kalan bazı kişilerde maddi çıkarlara yönelik ortak bir kültürün hakim olduğu görülmektedir.
Din ahlakına göre yaşanmamasından kaynaklanan bu durum, aslında topluma zarar veren ve terk edilmesi gereken önemli bir davranış bozukluğudur.
İnsanlara maddi değerlerine göre değer vermek, iman etmeyen toplumlarda hakim olan son derece yanlış bir anlayıştır. Kuran ahlakını benimsememiş pek çok karakterde olduğu gibi, bu toplumlarda esnaf karakterine yön veren en önemli etken de yine maddi değerlerdir. Geçmişten beri süregelen yanlış değer yargıları sonucunda insanlar bunun çarpıklığını çoğu zaman fark edemezler. Bu nedenle, din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanlar, para kazanmak için her türlü şekle girebilen bir karakter geliştirmişlerdir. Manevi değerlerine önem vermeyen, Allah korkusu olmayan toplumlarda ortaya çıkan esnaf karakteri de bu dünyevi hırsın sonuçlarından biridir.
Devamı için tıklayınız.

Ateizmin Çöküşü: İlmi Araştırma Sayı 48 "O, Allah’tır, Kendisi’nden başka Ilah yoktur. Ilkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz." (Kasas Suresi, 70)
Son dönemde bilim ve felsefe alanında yaşanan gelişmeler, ateizmin önlenemez çöküşünün sebeplerindendir. Kuşkusuz ateist dünya görüşünün sarsılması, yerine başka bir dünya görüşünün egemen olması anlamına gelecektir ki, bu Kuran ahlakıdır.
Dünya Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Ateizmin Çöküşü
Insanlık tarihinde önemli dönüm noktaları vardır. Şu anda bu dönüm noktalarından birindeyiz. Kimileri bunu globalleşme veya bilgi çağının başlangıcı olarak yorumluyor. Son 20-25 yıldır bilim ve felsefe alanında yaşanan büyük gelişmeler sayesinde, 19. yüzyıldan bu yana bilim ve düşünce dünyasında etkin olan ateizm, önlenemez bir şekilde çöküyor.
Ateizmin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası'ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felsefelerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron, Holbach gibi materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olan bir madde yığını olduğunu ve madde dışında bir varlık alemi bulunmadığını öne sürdüler. 19. yüzyılda ateizm daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar.
Devamı için tıklayınız.

İman Etmeyenlerin Batıla Dayalı "Nefse Uygun Din" Arayışları Gerçek din ahlakını yaşamayan kişiler, kurallarını kendi isteklerine göre şekillendirdikleri "nefse uygun din"i yaşamayı tercih ettikleri için nasıl bir kayıp içindedirler?
Nefsin istekleri, rahatı ve hoşnutluğu üzerine kurulan bu hayat şekli, neden bazı kişilerin zannettiğinin aksine insanları dünyada ve ahirette feraha değil, yıkıma sürükler?
Bir kişinin gerçek İslam ahlakını yaşaması, Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini eksiksiz olarak yaşamasıyla mümkündür. Bazı insanlarsa, belirli zamanlarda Kuran ahlakını ve sünnetleri yaşayıp, bazı zamanlarda da nefislerinin isteklerine uyarak İslam ahlakını yaşadıklarını ve bu şekilde mutlu olacaklarını zannederler. Oysa bu bir aldatmacadır. Çünkü Allah insanların fıtratını ancak imanı kavradıkları ve Kuran ahlakını tam olarak yaşadıkları takdirde mutlu ve huzurlu olabilecek şekilde yaratmıştır. Allah Kuran'da insanların yarattığı fıtrata yönelmeleri gerektiğini şöyle bildirmiştir:
"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır..." (Rum Suresi, 30)
Devamı için tıklayınız.

Kuran Ahlakı: İlmi Araştırma Sayı 48 
- Hz. Hızır kimdir?
- Bu mübarek şahıs, hala hayatta mıdır?
- Hz. Hızır ve Hz. Musa kıssasında müminler için hangi öğütler vardır?
"İlm-i ledün", bir başka ifadeyle "ilm-i batın", Allah'ın seçtiği kişilere vermiş olduğu özel bir ilimdir. Bu ilme sahip kişiler de, Allah'ın verdiği ilham ile gaybın bilgisine sahip olan özel kişilerdir. Rabbimiz'in takdir ettiği kadarıyla, olayların gidişatını ve gelecekteki sonuçlarını önceden bilir, buna göre hareket ederler. "İlm-i ledün" ile şereflendirilmiş kişilerden biri de Hz. Hızır’dır. Hızır Aleyhisselam, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun görüşlerine göre peygamber olması kuvvetle muhtemel olan, hikmet ve ilim sahibi mübarek bir şahıstır.
Kehf Suresi'nin 65. ayetinde "Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul..." şeklinde bildirilen kişinin Hz. Hızır olduğu konusunda tüm Ehl-i Sünnet alimleri hemfikirdir.
Kuran-ı Kerim'de bildirilen Hz. Hızır'ın, Hz. Musa ile olan yolculuğu dışında hadis-i şeriflerde de Hz. Hızır hakkında aktarılmış pek çok sahih (sağlam, güvenilir) bilgi bulunmaktadır.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|