| |
 |
İlmi Araştırma Sayı 68: Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne oldu? Destan TV, 8 Mart 2009
Adnan Oktar: Öyleyse gider resmi müracaatta bulunur, devlete sığınır. Gider bir dostu, sevdiği, güvendiği kişi varsa onun yanında can güvenliğini korumak şartıyla kalır. Aile içi şiddete maruz kalanların %18 kadarı, aile içi taciz vakasına - bakın ensest vaka - %18 ensest ilişki var. Mesela babası sarkıntılık yapıyor. Yahut abisi, amcası sarkıntılık yapıyor. Diyorlar; “Aman o senin amcandır, sakın ha, nasıl konuşursun?” Mesela babası sarkıntılık yapıyor, aman nasıl konuşursun? Çocuk mustar kalıyor ve bu çok büyük bir beladır Türkiye’de. Böyle bir şey olduğunda derhal dilekçe verip ispat etmesi de şart değil. Edemez tabi ki, zaten şahit falan da bulamaz. Yani babası mesela odasına giriyor, tecavüz etmeye kalkıyor. Nasıl ispat etsin çocuk bunu? Kamera mı getirsin yani nedir, fotoğrafını mı çeksin?
Biz onun sözüne güveniriz yani o kişinin sözüne güveniriz. Öyleyse savcılığa dilekçe verir ve ayrılır.
Mesela 2006 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye’de her 26 dakikada bir aile içi şiddet olayı yaşandı diyor. Bakın rezalete bakın. Çocuk istismarı, kadın istismarı, taciz, aile içi tecavüz, şiddet, ensest gibi olaylar yani babasının veya kardeşinin cinsel yönden kardeşine ahlaksızca yaklaşması, belki bilmeyenler olur onun için diyorum. Yasal mercilere en az taşınanlar arasında, çünkü ispat edemiyor çocuk. 2006 yılının Ocak-Eylül döneminde 12 bin 784 ayrı adli olay aile faktörüne kötü muamele olarak kayıtlara işlendi. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, aile içinde fiziksel şiddetin boyutları oldukça büyük. Araştırmalara göre Türkiye’de kadınların %57’si fiziksel, %47’si cinsel şiddete maruz kalıyor, %8’i ise tecavüze uğruyor aile içinde. Bu tam bir rezalet. Tam bir kepazelik, buna karşı aklı başında, makul bir örf geliştirilmesi gerekiyor. Makul bir gelenek geliştirilmesi gerekiyor. Mesela pamuk gibi anneler vardır. Çok efendi babalar vardır. İnsan dizinin dibinden ayrılmak istemez, canı ciğeridir. Nezihtir, onun fikirlerine, onun inançlarına saygı, hürmet gösterir. Değil mi? Yani haysiyetine, namusuna düşkündür. Ahlaksız olan, psikopat olan mesela iddia edilen Ergenekon mensubu olan bir ailenin çocuğu ne yapsın? PKK mensubu bir ailenin çocuğu ne yapsın? Mecbur mu PKK’lı olmaya? Yahut müptezel bir ailenin çocuğu onlarla müptezel olmaya mecbur mu? Tabii ki inancına göre hareket edecektir.
Buna biz eğer millet olarak bir karar alırsak, çok güzel çözüm alırız. Yaşı küçük olan çocukların devlete sığınmasının kolaylaştırılması lazım. Ve çok iyi bakılmaları gerekiyor. Yaşı büyük olanların da bir dilekçe vererek savcılığa, güvenilir, temiz ailelerin yanına yerleşmeleri, onların korunup kollanmaları açısından son derece güzel olur. Bunun dışında bu vahşi olay, bu zülüm bizim milletimizin yüreğini kanatmaya devam edecek gibi görünüyor. Bunun çözümü çok kolay. Bizim bunun için milletçe bir karar almamız gerekiyor. Yani anneye babaya her halükarda saygı diye bir şey yoktur. Taciz yapan, ahlaksızlık yapan babaya saygı olmaz. Hırsızlık yapan, ahlaksızlık yapan babaya saygı olmaz.
NE OLDU
ŞİDDET GÖREN KADINA YENİ HAYAT 02.01.2010
Hükümet, aile içi şiddet mağduru kadınların şiddetin kaynağı olan evlerine geri dönmek zorunda kalmalarını engelleyerek, tek başlarına hayatlarını sürdürebilmelerine imkan sağlayacak yeni bir proje başlatıyor. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın ayrıntılarını AKŞAM'a açıkladığı proje ile kadın konukevlerine sığınan kadınlar, iki yıl boyunca çocuklarıyla birlikte stüdyo dairelere yerleştirilecek. Şiddet mağduru kadınlar, İŞ-KUR tarafından önce meslek edindirme kurslarına gönderilecek daha sonra da iş imkanı sağlanarak hayata yeniden güvenle başlamalarının yolu açılacak.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 68. sayı (Şubat 2010) 20. sayfada yayınlanmıştır.
|
 |
|
|