Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
Sayın Adnan Oktar'ın Anlatımından ''Televole Kültürü'nün'' Zararları

“Doğrusu, ‘suç ve günah işleyenler,’ kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi. Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi. Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi. Onları gördükleri zaman ise: “Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır” derlerdi. Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi. Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle. Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin ‘feci karşılığını gördüler mi?’” (Mutaffifin Suresi, 29-36)

Basitlik, insanın, ruhunu Kuran ahlakına uygun bir şekilde derinleştirememesi, Allah’a yakın olma ve O’nun rızasını kazanma konusunda istekli olmaması sonucunda, davranış ve düşünce biçiminde meydana gelen yüzeyselliktir. Bu yüzeysellik, insanın, Allah’ın gücünün sınırsızlığını, kendi etrafında ve dünya üzerinde meydana gelen olaylardaki hikmetleri ve yaşamın gerçek manasını anlamada zayıf bir kavrayışa sahip olması şeklinde kendini gösterir.
Basit ahlakın en belirgin olarak yaşandığı örneklerden biri de “televole kültürü”dür.

İnsanları amaçsızlığa, din ahlakından uzak boş bir yaşama sürükleyen bu sapkın kültür, ülkemizde uzun yıllardır gençler üzerinde ve genel ahlak yapısında maddi ve manevi birçok tahribata sebep olmaktadır. Sayın Adnan Oktar uzun yıllardır verdiği ilmi mücadelede tüm insanları Darwinizm, materyalizm, komünizm ve masonluk gibi deccali fikir sistemlerinin yanı sıra büyük bir tehdit unsuru olan televole kültürünün sebep olduğu ahlaki dejenerasyona karşı da uyarmaktadır. İşte Sayın Adnan Oktar’ın anlatımından televole kültürü:

Televole Kültürü Dünyadaki Problemlerden Habersiz, Boş ve Amaçsız Bir Yaşamı ve Uyuşmuş Beyinleri Hedefleyen Bir Kültürdür

“Bakın şimdi gelirken, baktım televizyonda bir kanalda bir televole programı var. Doldurmuşlar insanları yani mesela orada insanlar maden göçüğünün altında kalıyor, anneler feryat ediyor. Biraz önceki haberlerde feryatlar vardı. Daha biraz önce şehit ailelerini gösteriyor. Onların perişanlığını, ailenin, evin perişanlığını, yoksulluklarını gösteriyor. Ev tamamen briketten yapılmış. Yani çok zor bir hayat içerisindeler. Ve oradaki genç gidip şehit olmuş. Televole programına bakıyorum ne vatan sevgisinden bahis var ne Afganistan’da şehit edilen insanlardan bahis var ne PKK’nın yaptığı rezilliklerden bahsediyorlar. Ne buna karşı bir çözüm, ne Türkiye’deki ekonomik sorunlarla ilgili konuşma, ne bu Türkiye’de meydana gelen diğer acı olaylar bu kişileri ilgilendirmiyor. Yani vur patlasın çal oynasın, boş işler. Bomboş bir üslupla, bomboş konuşmalar, garip gülüşler ve uyuşmuş bir beyin görüntüsü. Ben eğlenmesinler demiyorum, eğlensinler tamam. Ama yani bu kadar boş ve bu kadar amaçsız bir insan olabilir mi? Yani eğlencenin de yeri var. İnsanın ideali vardır, ülküsü vardır, değil mi? Bir insan bizim yanımızda can çekişirken biz oynayıp, eğlenemeyiz. Ona bir çözüm ararız, bir şeyler yapmaya çalışırız. En azından bu konudaki rahatsızlığımızı dile getiririz, gayret ederiz. Onun için televole kültürü, Türkiye’de müthiş tahribat meydana getiriyor. Ve bunun teşvik edilmesi de çok ürkütücü.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz ve Kanal Urfa Televizyonlarında 12 Aralık 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Televole Kültürü, “Bana Ne” Zihniyetinden Kaynaklanıyor

Televole kültürü, “Bana ne” zihniyetinden kaynaklanıyor. Yani “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. PKK varsa var, bana ne” zihniyetinde. “Çatışmaya askerler giriyor, o da beni ilgilendirmez” mantığında yaklaşıyorlar. Bu çok ürkütücü. Televole kültürünün telin edilmesi lazım. Yani bunun makul ve mantıklı bir görünümü yok. Mutlaka yüksek ideallerin, yüksek insani duyguların, derinliğin, Allah aşkının, Allah korkusunun, vatan sevgisinin, millet sevgisinin her programda her yerde vurgulanması gerekir. Bomboş bir insan yapılanmasını teşvik etmek, çok çirkin ve yanlış. Böyle ülkeler bir süre sonra Allah esirgesin, dünyanın bir çok yerinde gördük, yıkıma uğramışlardır.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz ve Kanal Urfa Televizyonlarında 12 Aralık 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Televole Kültürüyle İnsanları Meşgul Ediyorlar

“Bazı kişiler, “Kuran ahlakı bizim camide yaşansın, bizim mahallede yaşansın yeter” diyor. Olur mu? Kuran sadece o camiye, o mahalleye gelmedi ki. Bütün dünyaya geldi ve dünyadaki zulmü nasıl görmezden gelirsiniz siz? Bakın kardeşimiz yazmış mektupta, yani insan yığını... Adamlar, insanları asıp kesip, onları (mültecileri) satıp paraya çeviriyorlar. Yani ne kadar korkunç bir ortam var. Hafta 8, gün 9 çocuklar kayboluyor. Dünyanın her yerinde cinayetler işleniyor. Müslümanların, günde 100-200-300 Müslümanın şehit edilmesi çok sıradan bir olay olarak görülüyor. Sanki bir kedi, yahut böcek kadar değer vermiyorlar. Tabii bu çok önemli. Televizyonda şu an duymuyoruz. Mesela Afganistan’da her gün onlarca yüzlerce insan şehit ediliyor. Irak’ta da öyle faili meçhul çok fazla insan şehit ediliyor. Birçok yerinde dünyanın, yani say say bitmez. Kimsenin haberi yok. O televole kültürüyle insanları meşgul ediyorlar. İşte bedava yemek yesin. Promosyon bir hediye alsın, birini dolandırsın, yalan söylesin, hoplasın zıplasın, havuzun içerisinde böyle şaklabanlıklar yapsın. Hayatını boş geçirsin, hiçbir şey üretmesin, zulümle ilgilenmesin, zulme çözüm aramasın. Böyle bir mantık geliştirmeye çalışıyorlar ve bunu sürekli telkin etmeye çalışıyorlar. Bunlara karşı suskun kalmak haram olur. Yani Müslüman gereğini yapacaktır. Ama yapmasalar dahi illaki İslam ahlakının dünyaya hakim olduğunu görüyorlar, yani Allah Cebbar (Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan) ismiyle zorla hakim eder.” (Sayın Adnan Oktar’ın Çay TV ve Maraş Aksu TV’de 26 Kasım 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Televole Kültürü Bedavacılığı Hayat Şekli Olarak Sunuyor

“Televoleci tipleri, sanki ideal insanmış gibi ortaya çıkarmak, gençliği o mantığa doğru çekmek çok büyük hata. Bakıyoruz bu adamlarda bir üreticilik yok. Yani yeni birşey meydana getirmiyor, topluma bir katkısı yok bunların. Ne sosyal ne kültürel hiçbir katkısı yok, bilakis muazzam zarar veriyorlar. Bakıyoruz fırsatçılığı, bedavadan birşeyler kazanmayı bir hayat şekli olarak sunuyorlar. Bu da çok kötü. Emek vermeden, tüketici olmak. Boş işlerle insanların uğraşmasını sağlamak mesela. İnsanların ruhlarını boşaltmak, yüksek ideallerini kırmak. Mesela vatan sevgisi, din, millet sevgisi gibi yüce ideallerin zayıflamasını sağlamak veyahut tamamen yok olmasını sağlamak. Çünkü böyle programlarda biz böyle bir yapıyı hiçbir şekilde görmüyoruz. Bilakis laubali, böyle sıradan, avami, gününü gün eden, eğlenceci bir yapı görüyoruz. Bununla ilgili hakikaten devletin mühim bir birimi hükümeti uyarmıştı. Bu millet için çok büyük bir tehlike. Uzun vadede milletin manevi değerlerini, manevi güçlerini kırıp, milletin ruhunu boşaltacak bir sistem bu. “Buna karşı tedbir alınsın” diye rapor sundu hükümete. Ki böyle bir birim rapor sunmasa dahi olay çok açıktır, çok sarihtir. Biz bunu yıllardan beri söylüyoruz. En az 10 yıldan beri anlattığım, 20 yıldan beri anlattığım bir konu. Bunu makbul bir konuymuş gibi ortaya getirmemeleri gerekiyor. Bunun anormalliği, gençliğe verdiği zarar, boşvermişlik, ucuzculuk, bedavacılık, köşe dönmecilik, kurnazlık kafası hiç eğlenceli değil ve çok kötü, çok sıkıcı. Böyle eğitilen milletleri bazı dış devletler çok rahat ele geçirebiliyorlar. Manevi gücü kırılıyor böyle insanların. Bu çok büyük bir tehlikedir. Buna karşı tedbir alınması gerekir. Ben bunu burada ayrıca belirteyim.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz ve Tempo TV’de 12 Ekim 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Marksist ve Masonik Düşünceye Karşı Köklü Çözüm, Televole Kültürünün Önlenmesidir

“Gafilliğe insanları itmek, delalete itmek, beyin uyuşukluğuna, umursamazlığa itmek zaten Marksistlerin de bir hedefidir. Masonların da bir hedefidir. Onların tam istediği şeyler olmuş oluyor. Çünkü Marksist düşüncede aile, din, devlet, milli duygular, üstün ahlak düşüncesi, yüksek ülküler mutlaka kaldırılması gereken düşüncelerdir. İnsanları amaçsız, gayesiz, sürü haline getirmeyi düşünen bir yapıdır; komünist düşüncede, masonik düşüncede. Buna karşı çok köklü bir tedbir alınması gerekiyor. Bunlardan biri de televole kültürünün önlenmesidir.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz ve Kanal Urfa Televizyonlarında 12 Aralık 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Köşe Yazarlarının ve Akil İnsanların Halkı Televole Kültürüne Karşı Uyarmaları Lazım

“İnsan ruhunun asaletini ve soyluluğunu yok eden, soylu fikirleri yok eden, kaliteli insan anlayışını ortadan kaldıran, kumarbaz, mücadeleci ruhu kıran kırana olan bir sistem oluyor bu. Ki vahşi kapitalizmin bir koludur bu. Bir yöntemidir. Onun için böyle şeyleri takdir etmek değil, zaman zaman köşe yazarlarının, akil insanların bu konuda uyarılarını dile getirmeleri gerekir. Halkı uyarmaları lazım.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz ve Tempo TV’de 12 Ekim 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Televole Kültürü Müslümanların Gayretini Artırmalıdır

“Televole kültürü, Müslümanların azmini ve gayretini kat kat artırır. Şevkini artırır. Eğer onlar olmasa, Müslümanlarda bir meskenet (miskinlik) olur. Öyle olaylar, insanları heyecanlandırır ve terakki ve ilerleme hırsını artırır onların. Yani Darwinizm olmasa Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz. Komünizm olmasa Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz. İddia edilen Ergenekon örgütü olmasa Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz. Hilafet kalkmazsa Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV ve Kanal Urfa’da 19 Aralık 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 68. sayı (Şubat 2010) 38. sayfada yayınlanmıştır.
 

İlmi Araştırma Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.