Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
Sayın Adnan Oktar'ın Hesap Gününde Neler Yaşanacağına Dair İzahları

Kıyamet günü, dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın bir başlangıcıdır. O gün, insanların tümü yeni bir diriliş ile dirileceklerdir. O gün Yüce Allah’a iman edenler cennette ağırlanırken, iman etmeyenler cehenneme sevk edileceklerdir.

Sayın Adnan Oktar röportajlarında Rabbimiz’in sonsuz adaletinin tecelli ettiği, inanmayanların bütün ömürleri boyunca anlamaktan kaçtıkları, müminlerin ise hazırlanıp bekledikleri bu hesap anına dair önemli hatırlatmalarda bulunmaktadır.

Müminler Ahiret Günü Sorgudan Kolaylıkla Geçecekler

KAÇKAR TV: Tekirdağ’dan Fatma Kızıl isminde bir izleyicimiz ölünce sırat köprüsü diye saç teli kadar ince bir yerden gerçekten geçecek miyiz Hocam? Demiş.
ADNAN OKTAR: İnsanların ahirette vereceği cevaplar yani o imtihan ortamı manen bu şekilde anlatılmıştır. Yani çetinliğini anlatmak için anlatılmıştır. Müslümanlar o köprüden o imtihandan kolaylıkla geçecekler. Hatta daha önce de söylemiştim en son sorgulanan kişi, ilk önce sorgulandığını zannedecek müminlerden. Müminler için ahirette hiçbir zorluk yoktur. Müminler için hiçbir şey zorluk olmayacaktır. Yani tedirgin olacakları, korkacakları, huzursuz olacakları hiçbir şey yoktur. Bu ölüm anından itibaren başlayıp cennet kapısından içeri girinceye kadar ve cennette de sürekli devam edecektir. Mümin sürekli mutlu olacaktır. (Sayın Adnan Oktar’ın 29 Ocak 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kaçkar TV röportajından)

Müminin Sorgulanması Onu Onore Etmek İçindir

“Müminin sorgulanması onu onore etmek içindir. Onun kendine olan sevgisini arttırmak içindir. Çünkü mümin yaptığı iyiliklerin %90’ını unutur. İnsanda biliyorsun unutma vardır. “Nisyan eden (unutan) malul (kişi)”dür insan. Unutacak sonra çocukluğundan itibaren Cenab-ı Allah tek tek ona hatırlatacak. Ama sorgu şeklinde. (Sayın Adnan Oktar’ın 1 Kasım 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kanal 35/ TV Kayseri röportajından)

“Müslümanlara, Ya Rab, mesela Cenab-ı Allah diyor ki; “şu günün, şu saatinde ne yaptın?” diyor. “Ya Rabbi ben tebliğ yaptım” diyor. “Şu saatte ne yaptın?” diyor. “Namaz kıldım” diyor. “Şu saatte ne yaptın?”. “Hayır yaptım”. Ertesi günü soruyor Cenab-ı Allah, “O gün de” diyor “iki kişiyi barıştırdım”. “Zulmettiler, sabrettim Ya Rabbi” diyor. Mesela, “Beni hapse soktular, sana ibadet ettim, sana şükrettim” diyor. “Param vardı. Gittim kitap dağıttım” diyor. Hepsini tek tek Allah anlattırıyor. Ama bu onore olması için anlattırılıyor Müslümanlara. Sorgu değildir bu. Müslüman’ın da çok uzun sorgusu var ama onore olması içindir. (Sayın Adnan Oktar’ın 11 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kanal 35 röportajından)

Sorgu Sonunda İman Edenlerin Birbirine Sevgisi Artacak

“Allah yaptığı hayırları, bütün insanlığın gözü önünde ona anlattırıyor. Herkes duyuyor, bütün dostlar, herkes duyuyor ki cennette onu daha çok sevmelerine sebep olacak. Cennette, “Allah Allah” diyorlar. Yani “ne muhteşem insanmış” diyorlar. Çünkü gizli yaptığı iyilikler de var. Gizli çektiği çileler var. Acılar var. Onlar ortaya çıkacak. “Senin bu gizli acından, haberi var mıydı insanların?” diyecek Cenab-ı Allah. “Ya Rabbi kimsenin haberi yoktu” diyecek. Allah onu gösterecek. “Bak böyle bir acı çekti bu” diyecek ve “Bana karşı sevgisi, muhabbeti daha arttı” diyecek bunun. Ve “şöyle gizli bir hayır yaptı kimsenin haberi yoktu” ve “Böyle güzel yönleri vardı, bunları da bilmiyordunuz. Bunları da gösterecek Allah insanlara.” (Sayın Adnan Oktar’ın 11 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kanal 35 röportajından)

Hesap Gününde Peygamber Efendimiz (S.A.V)’İn Cennet Ehline Şefaati

“Biz ahirete gittiğimizde müminler herkes peygamberleri ve imamlarının yanında olacaklar. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o güzeller güzeli nur gibi, Müslüman ümmetin önünde olacak. Orada mesela falanca kişi Cenab-ı Allah “Sen buna şefaat ediyor musun?” yani “Bu cennete girsin mi?” diyecek. Bu, güzellik olsun diye yani Peygam-berimiz (s.a.v.)’e bir iltifat olsun, o kişiye de Peygamber sevgisini tattırmak için bir iltifat olsun diye yapılan bir güzellik. Yoksa zaten cennete girecek. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) vesilesiyle giriyormuş gibi bir üslup oluşuyor orada. Buna şefaat diyoruz, İnşaAllah. Peygam-berimiz “ya Rabbi o iyi bir insan” diyor. “Güzel bir insan” diyor. “Ben ona şahadet ederim” diyor. “Mümin ve muttaki” diyor. Mesela o, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile beraber cennete girmiş oluyor İnşaAllah. Bir güzellik olsun diye İnşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 25 Şubat 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Çay TV röportajından)

İnsanlar Ahirette Her Türlü Nimetten Sorulacaklar

“… Ahirette her türlü nimetten sorulacak insanlar. Yani üzerindeki elbiseden tutun, yediği içtiğinden hatta yazdığı kalemden, evindeki bilgisayardan, buzdolabından, meyvelerin her çeşidinden, yiyeceklerin her çeşidinden. Allah’ın yarattığı bütün detaylardan bir bir sorulacak. Çünkü Allah hepsini çok güzel yaratmış ve hepsi bir şey, bir cisim değil mi? Bir olay. Allah’ın -sizin anlamanız için söylüyorum- emek vermesiyle oluyor. Allah’ın -yine anlaşılması için söylüyorum- özenle yaratmasıyla oluyor. Yani, yoksa Allah’ın emeğe ihtiyacı yok da… Fakat insanların anlaması için söylüyorum. Mesela bir muz veya bir portakal. Yani bunu bir şahıs beni ilgilendirmez deyip oturup yiyorsa ve “kim yarattı?” demiyorsa bunun hesabını verecektir. Çünkü, muzun harika yapısı mesela açarken, değil mi? Ne kadar kolay açılıyor. Tadı nefis, kokusu çok şahane, şeker oranı, kıvamı muazzam güzel. Bu nihayet bir toprak ve toprakla temas eden bir tahta var yani gövdesi ve bunun sonucunda bu oluyor ve çok büyük bir mucize bu. Allah bir tahtayı ve toprağı vesile edip bunu meydana getiriyor. “Beni ilgilendirmez sadece muzu yerim ben, alır kabuğunu atarım” dediyse bunun ahirette hesabını verecek şahıs.” (Sayın Adnan Oktar’ın 20 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV röportajından)

“Mesela 1985’in Şubat’ın 17’si, mesela öğlen vakti yemekte sen çilek yedin diyecek Cenab-ı Allah. Çünkü diyor; “bu nasıl bir şey ki...” diyor “en ince detaylarına kadar sayıp, dökmüş.” diyor (Kehf Suresi, 49). Şeytandan Allah’a sığınırım, ayet var. Yani “nasıl unutmamış?” diyor. Her şeyi sayıp dökmüş, diyor ahiretteki sorgulanan insan. Bir de Cenab-ı Allah bakın diyor ki; “nimetten sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür Suresi, 8) Nimet ne demek biliyor musunuz? Dünyadaki her şey demektir. Yani milyonlarca, milyarlarca olay demektir. Mesela Cenab-ı Allah dese ki: “dünyadaki her kelimeden sorguya çekileceksiniz.” Dünyadaki bütün kelimelerin tamamıdır. Nimetten sorguya çekileceksiniz dendiğinde, dünyadaki bütün nimetlerin tamamı akla gelir. Hepsi.” (Sayın Adnan Oktar’ın 20 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV röportajından)

İnsanlar Rencide Ettikleri Her İnsanın Da Hesabını Verecekler

“… Uyanıklık çok aşağılayıcı bir şeydir. Bir insanın uyanık olması. Yani kurnaz olmak çok aşağılayıcıdır. Zeki, akıllı olmak güzeldir. Ama kurnaz olmak çok haysiyetsiz bir harekettir. Yani kendinin kurnaz olduğunu söylemek de çok aşağılayıcıdır. Müslüman mazlumdur. Yani temiz insandır ve çok temiz düşünür. Akılcı düşünür ve samimi hareket eder candandır. Yani böyle karşı tarafı tartmak, tuzak kurmak, onu söz veyahut çeşitli kelime oyunlarıyla tongaya düşürmek, karşısındakini açmaza düşürmeye çalışmak… Bunları çok basit insanlar yapar. Yani soylu bir insan buna tenezzül etmez. Her rencide ettiği insanın da insan hesabını verecektir ahirette. Çünkü sürekli vicdan devrede. Ben mesela seninle konuşuyorum. İstesem gizlice rencide edecek bir söz kullanabilirim. Ama samimi ve çok candan yaklaştığımda, vicdanla olaya baktığım için bunu asla yapmam. Ve her dakika her saniye insan vicdanını kullanır. Yani vicdan zaman zaman kullanılmaz. Mesela ben vicdanlı insanım diyor ama vicdan haftada, on beş günde bir kullanılmaz. Vicdan sabah kalktıktan itibaren başlar. Mesela ilk sabah kalktığında mesela “Allah hayırlı günler nasip etsin dersin.” Bu vicdanın bir gereğidir.” (Sayın Adnan Oktar’ın 20 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV röportajından)

İnkar Edenlerin Sorgulaması Uzatılacaktır

“Bilgisayardan tutun, arabadan, evden, yiyecekten, içeçekten yani çok kapsamlı ve detaylı sorguya çekilecekler. Bu tabi insanın hafızasının almayacağı birşey gibi insanlara geliyor. Fakat zamanın izafi olmasından dolayı bu süratle gerçekleşecektir. Fakat dine inanmayanlarda, küfür ehlinde bu süre daha da uzatılarak, onları çok rahatsız eden bir hale gelecektir.” (Sayın Adnan Oktar’ın 17 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kral Karadeniz TV röportajından)

İnkar Edenlerin Yaptıkları Tüm Gizli Kötülükler Gösterilecek

“Küfrün de yaptığı gizli bütün ahlaksızlıkları, cinayetleri, pislikleri, rezillikleri tek tek, hepsi böyle canlandırılarak gösterilecek. Yani gizli hiçbir şey kalmayacak yani onlar diyor ya, gizli zannediyor. Onların da gizli yaptığı bütün ahlaksızlılar gösterilecek. Tamamı.” (Sayın Adnan Oktar’ın 11 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kanal 35 röportajından)

İnkar Edenler Demagoji Ve Münasebetsizliklerini Ahirette De Sürdürecekler

“İnsanlar demogojiye yatkındır. Müslümanlar ahirete gittiklerinde küfür de gidecektir. Küfür buradaki demagoji ve münasebetsizliğini orada da devam ettirecek. Biliyorsunuz çok inatçıdır küfür. Bir türlü doğruyu söylemez, konuşmaz. Onun için mesela bir ahlaksızlık yaptığında ve bunu gizlediğinde derisi anlatmaya başlıyor. Mesela gözleri ile gördüğü bir şeyi inkar edecektir, gözü anlatmaya başlayacak. “Ben gördüm” diyor gözü ve vücudunu kontrol edememekten kaynaklanan bir sıkıntı ve rahatsızlık içinde olacak. Onlardan da şikayetçi, gözünden de şikayetçi olacak. Mesela kulağı da konuşacak, ağzı konuşacak, derisi konuşacak ve bunları kontrol edemeyecek. Her şey ortaya çıkmış olacak. İnsanların en çok zorlandıkları şey yalancının, demogoji yapanın üslubudur. Bir türlü gerçeği söyletemezsin ona. Hep yandan çarklı tabir edilen cevaplar verir. “Nasılsın?” dersin, “Havada çok güzel bulutlar var” der. Yani böyle akıl hastasıyla konuşurmuşsun gibi bir ortam olur. İşte ahirette bu demagojiyi yapamayacaklar. Her şey teker teker ortaya konacak. Hatta diyor: “Bu ne biçim bir kitap ki herşeyi sayıp dökmüş” diyor. Bütün geçmiş hatıralarını orada anlatacaklar. Biliyorsunuz mesela insanlar birşey yaptıklarında “hatırlamıyorum” der hemen. “Aklıma gelmiyor” der. Vardır öyle, mahkemelerde de olur. “Bir türlü aklıma gelmiyor” der. Ama ahirette aklıma gelmiyor diye bir konu yok, aklına mutlaka getirttirilir. Geliyor ve o da şaşıracak aklına geldiğinde.” (Sayın Adnan Oktar’ın 3 Şubat 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Mavi Karadeniz TV röportajından)

Darwinist Materyalistlerin Ahirette Verecekleri Hesap

“Darwinistlerin, materyalistlerin ahirette vereceği cevaplar o kadar fazla ki; 10 milyonlarca, 100 milyonlarca konuya cevap verecekler. Teker teker… Bol bol da vakitleri olacak. Herşey sorulacak onlara. Bir böcek, bir meyve, bir ağaç yaprağı, gökyüzü, hepsini açıklayacaklar. Tamamını. Bakalım orada Darwinist materyalist eğitimden aldıkları bilgiyle anlatabilecekler mi? Mesela Cenab-ı Allah soracak; “Protein tesadüfen meydana gelir miydi?” Yani senin samimi kanaatin olarak, molekül yapısını biliyorsun mesela üniversite öğrencisisin sen biliyorsun, buna inanıyor musun samimi?” “İnanmıyorum Ya Rabbi” diyecek. “Peki, niçin savundun?” “Kalabalığa uydum, savundum” diyecek. “250 milyon fosil olduğunu biliyordun, baktın fosillere değişiklik var mıydı?”, “Yoktu” diyecek. “Ara fosil olarak gösterdiklerine de baktın, mükemmel canlılardı değil mi? Kusursuz canlılardı. Bunu da gördün. Peki, nereden çıkardın tesadüfen canlıların olduğunu?” Bakın, “Tesadüfler sonucu bütün bir kâinatın olduğuna nereden kanaatin vardı?“diyecek Cenab-ı Allah. O zaman, diyecek Cenab-ı Allah, “tesadüfen olmuş gibi, senin kafanda düşündüğün gibi bir yere seni ben alacağım.” Yani böyle kargacık burgacık suratlı, simsiyah böyle, leş gibi bir ortam. Kükürtler, kokular, rezalet kaynıyor. Dumanlı, karanlık, “tam senin tarif ettiğin gibi” diyecek Cenab-ı Allah. Dar-winist düşünceye tam uygun. “Madem samimi inancın o, kanaatin öyle. Öyle bir ortamda o zaman yaşa” diyecek Cenab-ı Allah. “Madem (Allah’ı tenzih ederim) Allah olmadığına inanıyorsun ve öyle bir ortamın olduğuna inanıyorsun orada yaşa” diyecek. Oranın meyvelerini ye. Allah’ın müdahalesi olmadan bir meyve nasıl tatlı oluyormuş, nasıl acı olmuyormuş değil mi? Nasıl tadı mesela berbat olmuyormuş orada bir açıklayacak onu. Madem hoşlanıyor, makulmüş bu cehennemin o leş gibi meyvelerini yiyecek, leş gibi kokusunu tadacak ve leş gibi ortamında da yaşayacak. Cennetle kıyasladığında da anlayacak aradaki farkı. İnşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 23 Ekim 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV/ Tempo TV röportajından)

Çocuklar Da Allah’ın Takdir Ettiği Kadarıyla Sorumludur

ADNAN OKTAR: Allah, “babaannene karşı nasıldı tavrın” diyecek. Çocuk imtihan olmaz zannederler ama çocuk da imtihan olur. Yani öyle şey yok. Hz. Yusuf (a.s.) küçükken kuyuya girdi.
SUNUCU: İmtihana tabi tutuldu.
ADNAN OKTAR: Tabi imtihan var. Yani o şekilde değildir. Çocuk da sorumludur. Yani Cenab-ı Allah’ın takdir ettiği kadar tabi. Doğrusunu Allah bilir. Yani hiç sorumlu değildir diye bir şey yok. Çünkü çocukluğundaki güzel ahlakı da hatırlatılacak ona. Mesela biz Hz. Yusuf (a.s.)’un çocukluğunda güzel ahlakını hatırladığımızda, öğrendiğimizde, bildiğimizde ona karşı muhabbetimiz artıyor. O’nun da kendine sevgisi artacaktır. Biz O’na nasıl sevgi arttırıyorsak O da kendisine sevgisini arttıracaktır. (Sayın Adnan Oktar’ın 1 Kasım 2009 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kanal 35/ TV Kayseri röportajından)

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 66. sayı (Aralık 2009) 30. sayfada yayınlanmıştır.
 

İlmi Araştırma Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.