| |
 |
Kuran Ahlakının Müminlere Kazandırdığı Bir Üstünlük: Kalite Anlayışı - Gerçek kalite anlayışı nasıl olur?
- İslam ahlakını yaşamakta gösterilen titizlik, müminlerin üstün bir kalite anlayışı kazanmasına nasıl vesile olur?
- Peygamberimiz (sav) müminlere güzel ahlakla ilgili hangi tavsiyelerde bulunmuştur?
Kutsal kitabımız Kuran, insanın ömrü boyunca ihtiyaç duyabileceği tüm konulara cevap veren, yaşamın her alanında yol gösteren, her probleme en mükemmel ve en akılcı çözümleri sunan İlahi bir kitaptır. Allah Kuran'da insanların ihtiyaç duyabilecekleri her konuyu açıklamıştır. Günlük hayatta karşılaşılan bir detaydan çok hayati bir konuya kadar, insanın her konuda nasıl bir tavır içerisinde olması gerektiği Kuran'da çeşitli örneklerle bildirilmiştir. Kuran'ın bu özelliği ayetlerde şöyle bildirilir:
“... Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)
Kuran ile kendisine bildirilen tüm bu bilgilere sahip olan bir mümin, hayatının her anında üstün bir ahlak sergileyebilecek bir anlayış kazanır. İmanından kaynaklanan Allah korkusuyla, "Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi, 29) ayetiyle bildirildiği gibi, "doğru ve yanlışı ayırt edebilecek bir akla" sahip olur. Yüce Allah'ın bir rahmeti olarak, hayatının her anında kendisine iyi ve kötü olan herşeyi ilham eden vicdanı sayesinde de iyinin daha iyisini, güzelin daha güzelini de kolaylıkla görebilir. “Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır." (Meryem Suresi, 76) şeklinde bildirilen gerçeği bilerek, tüm güzel davranışlarında süreklilik gösterir. Bu kararlılık ve süreklilik de mümini, Allah'ın izniyle dünya şartlarında bir insanın ulaşabileceği en üstün ahlak seviyesine ve tavır mükemmelliğine ulaştırır.
Müminlerin Sahip Oldukları Kalite Anlayışı
Kuran ahlakı tam olarak yaşandığı takdirde, kişilerin yetiştikleri koşullar, içinde bulundukları şartlar, eğitim seviyeleri, kültür düzeyleri, bilgi ve görgü anlayışları her ne olursa olsun, bu kalite kişilerin tüm tavırlarına yansır. Davranış şekillerinden konuşma üsluplarına, oturmalarına kalkmalarına, giyim tarzlarına ve temizliklerine; estetik ve sanat anlayışlarından sofra adabına, yemek yeme şekillerine, yürüyüşlerine, espri anlayışlarına, gülmelerine kadar akla gelebilecek her konuda bu özellikleri dikkati çeker.
Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş; dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan kutlu Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğiticidir.
Sabah uyandıkları andan gece uykuya daldıkları ana kadar yaptıkları her işte Kuran ahlakına göre düşünmeye, konuşmaya ve hareket etmeye büyük bir özen gösterirler. Tüm tavırları, konuşmaları, estetik zevkleri, sanat anlayışları ve görgüleriyle diğer insanlara örnek davranışlar sergilerler. Bu özellikleriyle bir arada olunmaktan hoşlanılan, insanlara fayda sağlayan, her zaman güzelliklere vesile olan ve kendi tavırlarıyla da çevrelerine sürekli olarak güzellik sunan bir anlayış içerisindedirler.
Müminler Üstün Kalite Anlayışını Nasıl Kazanırlar?
Yüce Allah'ın Kadrini ve Kuvvetini Hakkıyla Takdir Ederek....
Yüce Rabbimiz, sayamayacağımız kadar çok detayı sürekli olarak yaratır. Üstelik bu yaratılış ezelden beri vardır ve Yüce Allah'ın dilemesiyle sonsuza dek sürecektir. Ancak Rabbimiz tüm dengeleri korurken, herşeyi bir düzen içinde evirip çevirirken asla yorulmaz. Çünkü Allah, tüm eksiklik ve kusurlardan münezzehtir. Yüce Allah yarattığı tüm varlıklar üzerindeki sonsuz gücün Zatına ait olduğunu bir Kuran ayetinde şöyle haber verir:
"Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar (yok olurlar) diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır." (Fatır Suresi, 41)
Ayette bildirilen bu gerçeğin şuurunda olan bir mümin her baktığı detayı, karşısına çıkan her olayı yaratanın Yüce Allah olduğunu bilir. Bu ise onun aklını ve şuurunu açar, Allah'la kesintisiz bağlantı içinde olmasını sağlayarak karşısına çıkan olumlu ve olumsuz olaylara karşı tevekküllü olmasına vesile olur. Bu da ona mükemmmel bir asalet, heybet ve kalite kazandırır.
Peygamberimiz(sav)’in Müminlere Güzel Ahlakı Tavsiye Ettiği Hadislerinden Bazıları
"Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
"Her nerede olursan ol Allah'tan ittika et (gereği gibi korkup sakın) ve kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla muamele et." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328)
"Müminin şerefi dini, asaleti güzel ahlakı, mürüvveti de aklıdır." (İbn Hıbban, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111-112)
Allah Korkularını Güçlendirerek...
Yüce Allah'ın kusursuz yaratış sanatını kavrayan müminin Allah korkusu artar. Çünkü Yüce Allah'ın azametini, her ayrıntıyı en mükemmeliyle yaratan üstün aklını kavrar. Bu nedenle her davranışını, aklından geçirdiği her düşünceyi Yüce Allah'ın bildiğini tüm hayatı boyunca yaptıklarını kendi unutsa bile O'nun unutmadığını ve bunların kıyamet günü, karşısına getirileceğini bilir. Dahası dünyayı muhteşem bir sanatla yaratan Rabbimiz'in cehennemi de aynı ilimle yaratacağını idrak eder. Yüce Allah'ın Saik (Cehenneme süren) Kahhar (Kahreden, her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim olan) isimlerini derin olarak tefekkür eder. Bu ise kişinin Allah korkusunun artmasına, dolayısı ile Allah'ın sınırlarını titizlikle korumasına vesile olur. Allah'ın sınırlarını koruyan mümin ise Kuran ahlakını hayatına geçirerek Yüce Allah'ın emrettiği güzel ahlak özelliğine sahip olur. Hangi ortamda bulunursa bulunsun Allah'ın izniyle bu güzel ahlak özelliğinden, kalite anlayışından asla taviz vermez.
Daima Şükrederek...
Müminler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini ya da çok büyük bir sorunlarının hallolmasını beklemezler. Elbette bunlar çok büyük birer şükür vesilesidir ancak müminler her anlarının nimet içinde geçtiğini bilirler. Bu da müminlerin sahip oldukları nimetlerin değerini anlamalarını, aciz birer kul olduklarının farkına varmalarını, yumuşak huylu, tevazulu, saygılı olmalarını ve daima Allah'ı anan kaliteli bir konuşma üslubuna sahip olmalarını sağlar.
Derin Düşünerek...
Müminler derin düşünerek Yüce Allah'ın kadrini kuvvetini çok iyi anlarlar. Bu kavrayış kişinin aklının açılmasını, vicdanının güçlenmesini sağlar. Aklın ve vicdanın açılması ise kişinin "doğruyu yanlıştan ayırmasına” vesile olur. Yüce Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle haber verir:
“Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal Suresi, 29)
Aklın açılması aynı zamanda öğüt alabilmeyi ve başkalarından gelen doğruları kolaylıkla kabul edebilmeyi sağlar. Çünkü bu tür insanların kalplerinde kibir, kendini beğenmişlik olmaz. Bu nedenle kendilerinde gördükleri hataları rahatlıkla düzeltir, başkalarından gelen öğütleri de kolaylıkla kabul ederler. Öğüt alabilen kendini olumlu yönde değiştirebilen bir müminin imanı artar ve Yüce Allah'ın beğendiği ahlak özelliklerini kazanabilmek, O'nun sınırlarını kollayıp gözetmek konusunda samimi bir çaba sarf eder.
Yüce Allah'a Coşkulu ve Tutkulu Bir Sevgiyle Bağlanarak...
Müminler, Rabbimiz'in Hadi (hidayet lütfeden, doğru yola ulaştıran) sıfatının bir tecellisi olarak Yüce Allah'ın varlığını çok açık bir biçimde kavrarlar. Bu kavrayış, Rabbimiz'in büyüklüğünü, O'nun her an her şeyi kuşattığını, tüm olayların, tüm insanların yalnızca O'nun dilemesiyle ve kontrolüyle hayat bulduğunu anlamalarına vesile olur ve müminlere büyük bir huzur ve neşe verir. Çünkü bu bilgiye sahip olan müminler, karşılarına çıkan her olayın yalnızca Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğini, O'nun kaderde yarattığı her şeyin de mutlaka kendileri için en hayırlısı olacağını, kendilerine Allah'tan başka kimsenin bir zarar ya da fayda dokunduramayacağını, en zor anlarında daima Allah'ın tek dostları ve yardımcıları olduğunu bilirler. Bu durum, müminlerin Yüce Allah'a olan bağlılıklarını, O'na karşı duydukları coşku dolu sevginin artmasını sağlar.
Mümin dünyada ve ahirette çok yüksek ideallere sahip olan ve “takva sahiplerine önder olmayı” amaçlayan bir insandır. Allah "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2) ayetiyle insanın yaratılışındaki bir amacın Allah'ın rızası için hep daha iyi ve daha güzel olanı hedeflemek olduğunu bildirmektedir. Bir insan Allah'ın her an kendisini gördüğünü; yaptıklarından, tüm düşüncelerinden haberdar olduğunu ve bunların kendi adına Allah Katında kaydedildiğini kavrıyorsa, sahip olduğu Allah korkusu onu Kuran ahlakını en mükemmel şekliyle yaşamaya yöneltir. Bu anlayışı ona, hem davranışlarından hem de düşünce şeklinden rahatça fark edilebilecek özel bir kalite getirir. Bu, basitlikten ve yüzeysellikten uzak, doğal, Kuran ahlakı dışında hiçbir kötü tavra yer vermeyen temizlikte, peygamberlerde görülen haysiyeti, sabrı, samimiyeti ve vicdan anlayışını taşıyan bir kalitedir.
Yüce Allah'a duydukları bu sevgi ve bağlılığın ne ticesi olarak, hayatları boyunca O'nu hoşnut etmek için çaba harcarlar. Ayrıca çevrelerindeki tüm varlıkları Yüce Allah'ın tecellisi olarak gördüklerinden bunları da çok sever, merhametle yaklaşır, ihtiyaç içinde olanlara yardım etmekten, fedakarlık yapmaktan büyük zevk alırlar.
Peygamberimiz (sav)’in Tavırlarındaki Mükemmellik ve Üstün Kalite Anlayışı
Allah Kuran'ın "Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin." (Kalem Suresi, 3-4) ayetleriyle Peygamber Efendimiz (sav)'in ahlakını övmüş ve tüm Müslümanlara örnek göstermiştir.
Peygamberimiz (sav)'in de "İmanın kemali, güzel ahlakladır" (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4) sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), üstün ahlakı, aklı, feraseti, basireti, tevazusu, sevgisi ve merhametiyle tüm müminlere örnek olmuş, bulunduğu ortamlar en güzel ve hikmetli sohbetlerin olduğu, coşkulu, muhabbetli, temiz, ferah, huzur ve güven veren kaliteli ortamlar haline gelmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan, Peygamber Efendimiz (sav)'in "son derece nezih, kaliteli, latif ve ince düşünceli" olduğu anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav) edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en kaliteli ve en ideal şekliyle uygulamıştır.
Müminlerin Kalite Anlayışı İslam Ahlakının Tebliğ Edilmesinde Büyük Önem Taşır
Müminler, Kuran ahlakının kazandırdığı üstün bir kalite anlayışının, İslam'ın tüm dünyaya tebliğ edilmesinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunun da farkındadırlar. Herşeyden önce iman eden bir kimse, sözleriyle olduğu kadar tavırlarıyla da çevresindeki insanlara Kuran ahlakını tebliğ etmektedir. Bu nedenle bir mümin, Kuran ayetlerinde bildirilen tüm güzel ahlak özelliklerini ve tavır inceliklerini en başta kendisinin en mükemmel şekilde yaşaması ve örnek olması gerektiğinin de bilincindedir. Zira kalitesizlik, aslında İslam düşmanı, içten içe Müslümanlara zarar veren, Kuran ahlakının tebliğini olumsuz yönde etkileyen gizli bir güçtür.
İslam ahlakını savunurken ve başkalarını da Kuran ahlakını yaşamaya çağırırken, kişinin kendisinin Kuran ahlakını gereği gibi yaşamaması, iman derinliğine yakışmayacak tavırlarda bulunması, gizliden gizliye İslam ahlakının tebliğine zarar verebilecek tavırlardır. Kalitesiz insanların, Kuran ahlakıyla bağdaşmayan kalitesiz davranışlarla güzel ahlakı ve kaliteyi savunmaları, insanlar üzerinde gereken etkinin oluşmasını engelleyebilir. Pek çok insan, kendilerine güzel ahlakı tebliğ eden insanların tavırlarındaki bu eksiklikler nedeniyle olumsuz yönde etkilenebilir. Bu durum, onların Kuran ahlakı hakkında yanlış kanaatler edinmelerine ve sırf bu tarz kişilerin davranışları nedeniyle İslam ahlakından uzaklaşmalarına neden olabilir. Bu tarz yanlış bir yaklaşım, kaliteli Müslüman yetiştirilmesinde de faydalı olmayabilir.
Unutulmamalıdır ki her mümin, tek başına İslam'ı ve tüm Müslümanları temsil eden önemli bir görev üstlenmiş durumdadır. Hayatının her anında her nerede, hangi şartlar altında ve nasıl insanlarla birlikte olursa olsun, Kuran ahlakına uygun yaşantısından taviz vermemelidir. Bulunduğu ortama, muhatap olduğu insanların ahlaklarına, konumlarına ya da maddi güçlerine, yaptığı işe, içerisinde bulunduğu sohbetin konusuna göre değişkenlik göstermemelidir. Çünkü böyle bir tavır, Kuran ahlakına uygun değildir. Allah Kuran ayetlerinde, yazının başında da belirttiğimiz gibi, "sürekli olan salih davranışların makbul olduğunu" bildirmektedir. Mümin, Allah'ın en çok razı olacağı umulan tavırlarda hayatının sonuna kadar kararlılık göstermekle yükümlüdür..
Sonuç: Kalite Anlayışına Sahip Olmak Çok Kolaydır
Gerek tavırlarda gerekse konuşma üslubunda kaliteli olmak için çözüm; Allah'tan samimi olarak korkmak ve Kuran ahlakını eksiksiz olarak yaşamaktır. Allah'tan gereği gibi korkup sakınmak, her an her yerde vicdanını kullanmak, kişiyi kalitesiz tavır, konuşma ve düşünce şeklinden tamamıyla sakındırır. Kuran'da insanın, ancak nefsini Kuran ahlakına uygun olmayan tavırlardan sakındırmasıyla kurtuluşa ulaşabileceği şöyle bildirilmektedir:
”Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 9-10)
Başka bir ayette ise, Kuran ahlakına tam olarak uymanın kişiye "şan ve şeref" kazandıracağı ve onu "karanlıklardan nura" ulaştıracağı şöyle müjdelenmektedir:
“...Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.” (Müminun Suresi, 71)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 57. sayı (Mart 2009) 34. sayfada yayınlanmıştır.
|
 |
|
|