|
Kapak Konusu:
Toplumlardaki Sevgi Eksikliği Büyük Bir Beladır Sevgisizliğin yaşandığı toplumlarda göz göze gelmekten ve birbirlerine selam vermekten kaçınan, “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla hareket ettikleri için ihtiyaç içinde olana asla yardım etmeyen, kendi ihtiyaçlarını ve çıkarlarını daima ön planda tutan; bencil, hoş sohbetten uzak, donuk, robotlaşmış ve sevgiden olduğu gibi saygıdan da yoksun nesiller yetişir. İçinde bulunduğumuz ahir zamanda hızla artan dejenerasyonun asıl kaynağı da toplumlarda yaşanan bu sevgi eksikliğidir.
Evrendeki tüm güzellikleri yaratan, güzelliğin ve mükemmelliğin esas sahibi olan Allah'tır. İnsana zevk veren her detay, Allah'ın üstün güzelliğinin, yarattığı varlıklardaki tecellisidir. Ruhun bu güzelliklerden heyecan duymasını ve sürekli güzel olanı aramasını sağlayan ise, Rabbimiz'in insanı yaratırken onun ruhuna ilham ettiği sevgi duyarlılığıdır. Diğer insanlardaki takdir edilecek mümin özelliklerini fark etmek ve bunlara daha güzeliyle karşılık vermek gibi, insanı diğer canlılardan ayıran pek çok üstün ahlaki özellik, sevmeye ve sevilmeye olan bu duyarlılıkla şekillenir.
Devamı için tıklayınız.

Bitkiler Nasıl Görür? Nasıl İşitir? 
- Gözleri olmayan bir bitki, ışığa karşı nasıl insanlardan daha duyarlı olabilir?
- Bir bitki; beyni, sinir sistemi, hafızası ve idrak gücü olmamasına rağmen dokunma tatma gibi duyularını nasıl kullanır?
Bitkiler hakkında ne biliyorsunuz diye sorulsa birçok insan, lise döneminde öğrendiği fotosentez işlemini hatırlayacaktır. Oysa bitkilerin fotosentez işleminden başka insanların bilmediği daha birçok mucizevi yönü vardır.
Bitkilerin yapısını incelediğimizde dikkat çekici sistemlerle karşılaşırız. Bu sistemlerin en önemlilerinden biri, bitkilerin içindeki tepki mekanizmalarıdır. Dışarıdan bakınca ne ağzı, ne gözü, ne de bir sinir sistemi olan bitkiler, bir insan gibi görme, işitme, tat alma ve dokunma duyularını kullanarak çoğu zaman insanlardan bile hassas olabilmektedirler.
Devamı için tıklayınız.

Kamil İman Sahibi Bir Mümin Nasıl Bir Kader Anlayışına Sahiptir? 
- Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,
- Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın özel olarak planladığını,
- Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,
- Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,
- Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,
- Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,
- Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,
- Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,
- Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağın,
- Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.
Devamı için tıklayınız.

Materyalist Düşünce Bilime Nasıl Zarar Veriyor? Evrim ve materyalizm gibi hurafelere inanmak ve bunları bilime rağmen savunmaya çalışmak, yaklaşık 150 yıldır bilim dünyasının önündeki en büyük engeldir. İnsanlık tarihi için de büyük bir zaman, emek ve para kaybı olan bu durumun önüne geçilmesi, ancak bilimin materyalizm tuzağından kurtarılarak doğru yönlendirilmesi ile mümkün olacaktır.
Bilim, evreni ve varlıkları incelemenin, Allah'ın yaratış sanatındaki ihtişamı keşfetmenin ve bu gerçeği insanlığa açıklamanın en hikmetli araçlarından biridir. Bu nedenle bilimsel araştırmaların Rabbimiz’in Kuran'da bildirdiği gerçekler doğrultusunda yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü;
- Kuran, bilimi teşvik eder.
- Kuran’da bildirilen gerçeklere göre yönlendirilen bilimsel araştırmalar çok hızlı ve kesin sonuçlar getirir.
- En önemlisi de evrenin ve canlılığın nasıl var olduğu sorusuna en doğru ve en kesin cevabı veren tek kaynak Kuran’dır.
Devamı için tıklayınız.

Rekora Uçan Göçmen Kuşlar 
- 70 km. hızla hiç durmadan 7 gün boyunca koşabilir misiniz?
- Ya da günümüzün en üstün teknolojisine sahip olsa bile dünyanın kuzey ucundan güney ucuna yakıt ikmali yapmadan ve mola vermeden uçan bir uçak duydunuz mu?
Tüm bu sorulara verilecek ortak cevap "hayır" olacaktır. Oysa bütün bunları sadece 300 - 400 gram ağırlığında küçük bir kuş olan Alaska kuşu başarmaktadır. Peki, Alaska kuşu 11.500 kilometrelik rekor uçuşunu nasıl gerçekleştirir? Bu rekor uçuş öncesinde hangi hazırlıkları yapar?
Sayıları yaklaşık 70.000 dolayında olan Alaska kuşları her Eylül ayında Alaska’daki yuvalarından, Mart’ta tekrar geri dönmek üzere ayrılır ve bir şey yiyip içmek için dahi mola vermeden Alaska’dan Yeni Zelanda’ya tam 11.500 km uçarlar. Uçuşu uydudan izleyen biyologlara göre bu, şimdiye kadar ölçülen ve mola vermeden yapılan en uzun uçuştur.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|